Haber Detayı
22 Mayıs 2020 - Cuma 18:31 Bu haber 1629 kez okundu
 
Uzman Klinik Psikolog stres ve sosyal medya konusunda uyarılarda bulundu
Uzman Klinik Psikolog Necbir Sayhan, korona virüs ile ilgili psikolojik etkilere dikkat edilmesi, stres ve sosyal medya konusunda uyarılarda bulundu. Sayhan, nefes ve gevşeme egzersizleri bedendeki stres düzeyini azaltır ve stresi kontrol altına alınacağını söyledi.
GÜNDEM Haberi
Uzman Klinik Psikolog stres ve sosyal medya konusunda uyarılarda bulundu

 


Uzman Klinik psikolog Necbir Sayhan “Bu süreçte strese girmemek için neler yapılmalı bu süreci nasıl değerlendirmeli? Öncelikle kabullenmemiz gerekiyor bütün dünyayı etkisi altına alan korna virüs insanlığın ortak problemi haline geldi. Herkes bangır, bangır evde kal uyarısı yapıyor peki bizler buna alışık mıyız? Değiliz, ruhsal problemler yaşamamak elde değil. Peki, ne yapmak lazım öncelikle şunu söyleyeyim ki ebeveynler bu durum karşısında ne kadar kaygılı, stresli, depresyonda ve bunalımdaysa çocuğunda bundan etkilenme olasılığı o kadar artıyor. Stres nedir: herhangi bir tehlike anında vücudun gösterdiği doğal bir reaksiyondur. Stresle baş etmek ilk adımınız hangi durumların stres yarattığını bilmek gerekiyor. Yani hangi durumlarda streslisiniz. İkinci olarak stresle ilgili günlük kayıtlara tutmak gerekiyor. Stres anında duygularınızı davranışlarınızı not etmek gibi buda farkındalığı artıracaktır. Stres anında nefes ve gevşeme egzersizleri bedendeki stres düzeyini azaltır. Stresi kontrol altına alır. Üçüncü olaraktan stresle baş etmek için fiziksel egzersizler yapmak, sağlıklı beslenmek, düzenli uyku, dinlenme, insanlarla iletişim kurmak ve o anın tadın çıkarma gibi uygulayabilecek yöntemlerdir. Sosyal medyada çok fazla bilgi kirliliği olduğu için bu nedenle günün belirli saatlerinde kullanmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu süreci yeni bir şeyler öğrenmek için fırsat olarak görüyorum. Örneğin kendinizi keşfetmek, kendinizi sorgulamak, bilmediğiniz ama merak ettiğiniz şeyleri araştırmak, ailemizle zaman geçirmek, ailemizle yeni aktiviteler yaratabilirsek çocuklara da iyi örnekler olur. Onun dışında elbette değişmemiz lazım dünya dönüşümden geçiyor. Dünyanın dönüşümüne umut hep vardı daha pozitif olmak bizim elimizdedir” dedi.

Normal sürece döndüğümüzde insanlarda ne gibi psikolojik belirtiler olacaktır?
“Toplumsal olarak farkına varamadığımız durumları sorgulamamıza ve bunları hayatımıza dahil etmemize imkan sağlayacak bir süreç olacağına inanıyorum” diyen  Sayhan: “Örneğin sosyal izolasyon, sosyal mesafe, sarılma, tokalaşma, el yıkama gibi davranışlarda bilinçlenmemizi sağlayacak. Yani fiziksel temas konusunda daha bilinçli hale getirecektir. Bu süreçten önce toplumsal bulaşıcı bir hastalığın ölüm riski göz ardı edilirdi, oysaki herhangi bir bulaşıcı bir hastalık hayatlarını kaybedecek bir tehlikedeydi. Toplum bu süreçten sonra bu tarz konularda daha tedbirli ve daha bilinçli olacaklarına inanıyorum. Bunun dışında hala o korkuyla yaşayabilirler. Acaba bize gerçek söyleniyor mu inanmalıyız ya da inanmamalıyız mı? Çünkü sosyal medyada çok fazla bilgi veriliyor buda kişide travma sonrası, anksiyete, takıntılar oluşabilir ve insanların psikolojik destek almaları gerekebilir” diye konuştu.
Pandemi süreci ile aile içi iletişim nasıl olmalı?
Öncelikle çocuklara değinmek istediğini belirten Sayhan: “unutmayalım ki çocuklar ailenin yansımasıdır. Bebekler taklit yoluyla anne ve babaların davranışlarını kopyalar. Bu nedenle ne kadar etkili bir iletişim kullanırsak çocuklarda o kadar iyi etkili iletişim içerisine girebilirler. Çocuğu dinlememe, sözünü bölme, sürekli öğüt verme gibi davranışlar çocukların ebeveynlerle olan iletişimi olumsuz yönde ekilecektir. Diğer olumsuz davranışlardan ise karşımızdaki kişiyi yargılamak, suçlamak ‘eleştirmek gibi aile içi iletişimin iyi olduğu ailelerde bu durum tüm aile bireylerinin ruh sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. Ve birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlar. Aile içi iletişim konusunda en yaygın yanlış inançlardan biriside aile içinde hiçbir çatışma olmaması gerektiğini düşüncesidir. Oysa çatışmanın olmasından çok çatışmanın nasıl çözümlendiği daha önemlidir. Örneğin konuşan bireyin sorunu her ne kadar çözülmeyecek gibi olsa da bu problemi kapatmak yerine önemli olan ortak çözümü bulmaktır.
Bu süreçte kadın ve erkek rollerine ve aile içi şiddet?
Kadın yüzyıllarca bastırılıp topluma şekil verilmeye çalışıldı. Buda hırslı ve tüketici bir toplumu yarattı. Kadın buna rağmen kıstırıldı dört duvar arasında üretmeye çalıştı. O ürettikçe köleliğini artırdılar. Eve kapatılır dışarı işleri erkeğe ev işleri kadına misyon biçildi. Korona sürecinde erkeğin eve dönüşü erkekte travma yarattı.  Buda birçok ihtimale neden oldu, bunlardan bir tanesine değinirsek aile içi şiddet artı. Evde olan erkek yok olma gücüyle yeniden var oluşuna devam etmek ister. Buda boşanmaları artırır ve mutsuz aileleri artırır. İkincisi de değinirsek empati yeteneği olan erkek aile kavramını daha çok anlar. Ev işlerinin sadece kadına ait olmadığını anlar. Evde yaşayan herkese ait olduğunu anlayıp daha mutlu bir beraberlikte devam ederler. Buda toplumsal travmaları daha kolay atlatmalarına sonuç sağlar. Kısacası hayat zorlukları topluma aile olmayı unuturmuş tu korona bu noktada silkeleyen faktör oldu, en azından öyle umuyoruz” dedi.

Kaynak: (batman-haber) - batman olay gazetesi Editör: Batman Haber
Etiketler: Uzman, Klinik, Psikolog, stres, ve, sosyal, medya, konusunda, uyarılarda, bulundu,
Yorumlar
Haber Yazılımı