Milletvekili Ramanlı: Erişim engelleri ifade hürriyetini zedeler
Dünya
23.10.2026 - 20:43, Güncelleme:
23.10.2026 - 20:43 19 kez okundu.
Milletvekili Ramanlı: Erişim engelleri ifade hürriyetini zedeler
Milletvekili Ramanlı: Erişim engelleri ifade hürriyetini zedeler
Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında; son dönemde dijital platformlara ve sosyal medya hesaplarına yönelik uygulanan erişim engeli kararlarının ifade hürriyetine zarar verdiğini belirtti.
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında; son dönemde artan dijital mecralardaki erişim engellerine, çölyak hastalarının ekonomik yükü ve temel ihtiyaçlara erişim zorluğuna, sanal fuhuşla mücadeleye ve Suriye’ye açılan sınır kapılarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
“Medeniyet ötekinin varlığıyla mümkündür”
Son dönemde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve sulh ceza hâkimlikleri tarafından dijital mecralara yönelik alınan idari ve yargısal erişimin engellenmesi tedbirlerine değinen Ramanlı, bu durumun ifade hürriyeti bağlamında ciddi hukuki tartışmalara yol açtığını belirtti.
Ramanlı, birlikte yaşama idealinin ve çoğulculuğun temel unsurunun farklı fikirlerin serbestçe tartışılabildiği bir ortam olduğunu belirterek, son dönemde artan idari ve yargısal müdahalelerin ifade hürriyeti zeminini ciddi şekilde zedelediğini vurguladı.
“Siyasi makamlar eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü ve tahammül göstermelidir”
İfade hürriyetine yönelik müdahalelerin ancak çok istisnai durumlarda meşru kabul edilebileceğini belirten Ramanlı, “Birlikte yaşama idealinin ve çoğulculuğun temel unsurlarından biri, farklı fikirlerin serbestçe ifade edilebildiği bir tartışma kültürünün varlığıdır. İfade hürriyetine yönelik yargısal ve idari müdahaleler, ancak şiddeti teşvik eden, kamu barışını açıkça tehdit eden veya başkalarının din, ahlak yahut diğer temel hak ve değerlerini çiğneyen istisnai durumlarda meşru kabul edilebilir. Özellikle siyasi düşüncelerin ifade edilmesi söz konusu olduğunda, siyasi makamlar eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü ve tahammül göstermelidir.” diye konuştu.
“Toplumun tek tipleşmesine yol açacaktır”
Denetleyici mekanizmaların ölçüsüz kullanımının toplum üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Ramanlı, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Koruyucu ve denetleyici hukuki mekanizmaların, ölçüsüz bir biçimde tatbik edilmesi ve insanlar üzerinde sansür etkisi oluşturması, toplumun tek tipleşmesine yol açacaktır. İnsanların, fikirlerini açıklamaktan imtina ettiği bir düzende temel hak ve hürriyetler zedelenmekle kalmayacak; toplumun medeniyet, çok seslilik ve hukuk devleti idealinden uzaklaşmasına neden olan telafisi güç zararlar ortaya çıkacaktır.”
Çölyak hastalarının ömür boyu sürdürmek zorunda oldukları glütensiz beslenmenin Türkiye şartlarında ağır bir ekonomik yüke dönüştüğünü vurgulayan Ramanlı, şunları söyledi:
“Araştırmalar, Türkiye’de glütensiz ürünlerin fiyatlarının muadillerine göre 4-5 kat daha yüksek olabildiğini ortaya koymaktadır. Üstelik bu ürünlere her yerde ulaşmak mümkün değildir. Özellikle dar gelirli aileler hem yüksek fiyatlar hem de tedarik ve kargo masrafları nedeniyle temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Mevcut nakdî desteklerin günümüz ekonomik şartları karşısında yetersiz kalması da mağduriyeti derinleştirmektedir.”
“Glütensiz temel gıda ürünlerinde KDV kaldırılmalı”
Çölyak hastalarının hayatını kolaylaştıracak çözüm önerilerinde bulunan Ramanlı, “Bu sorunun çözümü için öncelikle glütensiz temel gıda ürünlerinde KDV kaldırılmalı, üreticilere vergi avantajı ve ham madde desteği sağlanmalıdır. SGK tarafından verilen destekler güncel maliyetlere göre artırılmalı; dar gelirli çölyak hastalarına nakdî yardımın yanı sıra düzenli gıda desteği sunulmalıdır. Belediyeler aracılığıyla glütensiz halk ekmek üretimi ve uygun fiyatlı satış noktaları yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca ürünlerin güvenilirliği, etkin ve sıkı denetimlerle güvence altına alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“Fuhşa özendiren dijital içerikler, aile kurumunu ve geleceğimizi tehdit etmektedir”
Gençleri lüks hayat vaatleriyle fuhşa özendiren dizi ve dijital içeriklerin aile kurumunu tehdit ettiğini belirten Ramanlı, “Genç kızları kolay yoldan zenginlik ve lüks hayat vaatleriyle fuhşa özendiren dizi ve dijital içeriklerin yaygınlaşması, sanal fuhuş ve teşhirciliğin ‘kazanç kapısına’ dönüştürülmesi; aile kurumunu ve geleceğimizi tehdit etmektedir. İnsan bedeninin ticari bir metaya dönüştürülmesine ve fuhşun yaygınlaşmasına seyirci kalmak, gerekli tedbirleri almamak, toplumun çöküşüne seyirci kalmaktır. Toplumlar, ahlak ve hayâ duygusunun korunması ile varlıklarını devam ettirebilirler.” diye konuştu.
“Sanal fuhşa karşı tavizsiz mücadele edilmeli”
Ahlak ve hayâ duygusunun korunmasının toplumların varlığı için hayati önemde olduğunu, sanal fuhuş ve teşhircilikle mücadele için 5651 sayılı Kanun'un etkin uygulanması ve yeni teknik engelleme tedbirlerinin alınması çağrısında bulunan Ramanlı, “5651 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalı, yetersiz kaldığı alanlarda ise caydırıcı yaptırımları kapsayacak şekilde yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır. VPN, DNS değişikliği ve benzeri yöntemlerle erişim engellerinin aşılmasına karşı, diğer ülkelerdeki gelişmiş filtreleme uygulamaları da incelenerek hukuki denetime tabi, etkili teknik tedbirler devreye sokulmalıdır. Gençleri fuhşa özendiren yayın kuruluşlarına ve sanal istismardan kazanç sağlayanlara karşı kararlı bir mücadele başlatılmalıdır. Devlet, nesillerimizi ifsat eden bu düzen karşısında acziyet göstermemeli; aileyi, iffeti ve toplumsal geleceğimizi korumak için gereken hukuki, idari ve teknik adımları gecikmeden atmalıdır.” şeklinde konuştu.
“Kapalı sınır kapıları yeniden açılmalı”
Suriye ile sınır ticaretinin canlandırılmasının hem Türkiye'nin sınır kentleri hem de savaşın yaralarını saran Suriye için hayati önem taşıdığına dikkat çeken Ramanlı, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Kapalı sınır kapıları yeniden açılmalı, mevcut kapıların kapasitesi ve etkinliği artırılmalı, ticaretin önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır. Gümrük işlemleri kolaylaştırılmalı, taşımacılık ve geçiş kuralları sadeleştirilerek karşılıklı ticaretin gelişmesinin önü açılmalıdır. Nusaybin-Kamışlı Sınır Kapısı'nın faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar önemli bir gelişmedir. Bu çalışmaların hızlandırılmasını ve sınır kapısının bir an önce ticarete açılmasını temenni ediyoruz. Atılacak bu adımlar, Suriye'nin yeniden imarına ve ekonomik toparlanmasına katkı sağlarken sınır kentlerimizde de üretimi, ihracatı, istihdamı ve ekonomik hareketliliği artıracaktır.”
Milletvekili Ramanlı: Erişim engelleri ifade hürriyetini zedeler
Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında; son dönemde dijital platformlara ve sosyal medya hesaplarına yönelik uygulanan erişim engeli kararlarının ifade hürriyetine zarar verdiğini belirtti.
HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında; son dönemde artan dijital mecralardaki erişim engellerine, çölyak hastalarının ekonomik yükü ve temel ihtiyaçlara erişim zorluğuna, sanal fuhuşla mücadeleye ve Suriye’ye açılan sınır kapılarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
“Medeniyet ötekinin varlığıyla mümkündür”
Son dönemde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve sulh ceza hâkimlikleri tarafından dijital mecralara yönelik alınan idari ve yargısal erişimin engellenmesi tedbirlerine değinen Ramanlı, bu durumun ifade hürriyeti bağlamında ciddi hukuki tartışmalara yol açtığını belirtti.
Ramanlı, birlikte yaşama idealinin ve çoğulculuğun temel unsurunun farklı fikirlerin serbestçe tartışılabildiği bir ortam olduğunu belirterek, son dönemde artan idari ve yargısal müdahalelerin ifade hürriyeti zeminini ciddi şekilde zedelediğini vurguladı.
“Siyasi makamlar eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü ve tahammül göstermelidir”
İfade hürriyetine yönelik müdahalelerin ancak çok istisnai durumlarda meşru kabul edilebileceğini belirten Ramanlı, “Birlikte yaşama idealinin ve çoğulculuğun temel unsurlarından biri, farklı fikirlerin serbestçe ifade edilebildiği bir tartışma kültürünün varlığıdır. İfade hürriyetine yönelik yargısal ve idari müdahaleler, ancak şiddeti teşvik eden, kamu barışını açıkça tehdit eden veya başkalarının din, ahlak yahut diğer temel hak ve değerlerini çiğneyen istisnai durumlarda meşru kabul edilebilir. Özellikle siyasi düşüncelerin ifade edilmesi söz konusu olduğunda, siyasi makamlar eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü ve tahammül göstermelidir.” diye konuştu.
“Toplumun tek tipleşmesine yol açacaktır”
Denetleyici mekanizmaların ölçüsüz kullanımının toplum üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Ramanlı, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Koruyucu ve denetleyici hukuki mekanizmaların, ölçüsüz bir biçimde tatbik edilmesi ve insanlar üzerinde sansür etkisi oluşturması, toplumun tek tipleşmesine yol açacaktır. İnsanların, fikirlerini açıklamaktan imtina ettiği bir düzende temel hak ve hürriyetler zedelenmekle kalmayacak; toplumun medeniyet, çok seslilik ve hukuk devleti idealinden uzaklaşmasına neden olan telafisi güç zararlar ortaya çıkacaktır.”
Çölyak hastalarının ömür boyu sürdürmek zorunda oldukları glütensiz beslenmenin Türkiye şartlarında ağır bir ekonomik yüke dönüştüğünü vurgulayan Ramanlı, şunları söyledi:
“Araştırmalar, Türkiye’de glütensiz ürünlerin fiyatlarının muadillerine göre 4-5 kat daha yüksek olabildiğini ortaya koymaktadır. Üstelik bu ürünlere her yerde ulaşmak mümkün değildir. Özellikle dar gelirli aileler hem yüksek fiyatlar hem de tedarik ve kargo masrafları nedeniyle temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Mevcut nakdî desteklerin günümüz ekonomik şartları karşısında yetersiz kalması da mağduriyeti derinleştirmektedir.”
“Glütensiz temel gıda ürünlerinde KDV kaldırılmalı”
Çölyak hastalarının hayatını kolaylaştıracak çözüm önerilerinde bulunan Ramanlı, “Bu sorunun çözümü için öncelikle glütensiz temel gıda ürünlerinde KDV kaldırılmalı, üreticilere vergi avantajı ve ham madde desteği sağlanmalıdır. SGK tarafından verilen destekler güncel maliyetlere göre artırılmalı; dar gelirli çölyak hastalarına nakdî yardımın yanı sıra düzenli gıda desteği sunulmalıdır. Belediyeler aracılığıyla glütensiz halk ekmek üretimi ve uygun fiyatlı satış noktaları yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca ürünlerin güvenilirliği, etkin ve sıkı denetimlerle güvence altına alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“Fuhşa özendiren dijital içerikler, aile kurumunu ve geleceğimizi tehdit etmektedir”
Gençleri lüks hayat vaatleriyle fuhşa özendiren dizi ve dijital içeriklerin aile kurumunu tehdit ettiğini belirten Ramanlı, “Genç kızları kolay yoldan zenginlik ve lüks hayat vaatleriyle fuhşa özendiren dizi ve dijital içeriklerin yaygınlaşması, sanal fuhuş ve teşhirciliğin ‘kazanç kapısına’ dönüştürülmesi; aile kurumunu ve geleceğimizi tehdit etmektedir. İnsan bedeninin ticari bir metaya dönüştürülmesine ve fuhşun yaygınlaşmasına seyirci kalmak, gerekli tedbirleri almamak, toplumun çöküşüne seyirci kalmaktır. Toplumlar, ahlak ve hayâ duygusunun korunması ile varlıklarını devam ettirebilirler.” diye konuştu.
“Sanal fuhşa karşı tavizsiz mücadele edilmeli”
Ahlak ve hayâ duygusunun korunmasının toplumların varlığı için hayati önemde olduğunu, sanal fuhuş ve teşhircilikle mücadele için 5651 sayılı Kanun'un etkin uygulanması ve yeni teknik engelleme tedbirlerinin alınması çağrısında bulunan Ramanlı, “5651 sayılı Kanun etkin biçimde uygulanmalı, yetersiz kaldığı alanlarda ise caydırıcı yaptırımları kapsayacak şekilde yeni yasal düzenlemeler yapılmalıdır. VPN, DNS değişikliği ve benzeri yöntemlerle erişim engellerinin aşılmasına karşı, diğer ülkelerdeki gelişmiş filtreleme uygulamaları da incelenerek hukuki denetime tabi, etkili teknik tedbirler devreye sokulmalıdır. Gençleri fuhşa özendiren yayın kuruluşlarına ve sanal istismardan kazanç sağlayanlara karşı kararlı bir mücadele başlatılmalıdır. Devlet, nesillerimizi ifsat eden bu düzen karşısında acziyet göstermemeli; aileyi, iffeti ve toplumsal geleceğimizi korumak için gereken hukuki, idari ve teknik adımları gecikmeden atmalıdır.” şeklinde konuştu.
“Kapalı sınır kapıları yeniden açılmalı”
Suriye ile sınır ticaretinin canlandırılmasının hem Türkiye'nin sınır kentleri hem de savaşın yaralarını saran Suriye için hayati önem taşıdığına dikkat çeken Ramanlı, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Kapalı sınır kapıları yeniden açılmalı, mevcut kapıların kapasitesi ve etkinliği artırılmalı, ticaretin önündeki bürokratik engeller kaldırılmalıdır. Gümrük işlemleri kolaylaştırılmalı, taşımacılık ve geçiş kuralları sadeleştirilerek karşılıklı ticaretin gelişmesinin önü açılmalıdır. Nusaybin-Kamışlı Sınır Kapısı'nın faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmalar önemli bir gelişmedir. Bu çalışmaların hızlandırılmasını ve sınır kapısının bir an önce ticarete açılmasını temenni ediyoruz. Atılacak bu adımlar, Suriye'nin yeniden imarına ve ekonomik toparlanmasına katkı sağlarken sınır kentlerimizde de üretimi, ihracatı, istihdamı ve ekonomik hareketliliği artıracaktır.”
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
