Burhan Çınar
Köşe Yazarı
Burhan Çınar
 

Bir Başkan mı, Bir Kurum mu?

    Yıllar önce kıymetli bir abimle konuşurken başından geçen bir olayı anlattı.   Milletvekili seçimleri varmış. Birden fazla partinin adayı, arkadaşlıklarına binaen abimizin yanına geliyor ve kendisine oy vermesini istiyormuş. Abimiz de her birine, “Tabii ki size oyumu vereceğim.” diyormuş.   Kendisine oy vermeyeceğinden emin olan adaylardan biri gülerek sormuş:   “Abi, bana oy vermeyeceğini çok iyi biliyorum. Buna rağmen niye bana oy vereceğini söylüyorsun?”   Abimizin cevabı çok netmiş:   “Türkiye’de siyasetin ve seçimlerin merkezinde yalan var. Yalanın merkez olduğu yerde benden niye dürüstlük bekliyorsunuz?”   İkisi de karşılıklı gülüp geçmişler.   Velhasıl kelam…   Türkiye’nin gündeminde şimdi ticaret odası seçimleri var.   Bir tüccar olarak ticaret odalarını önemsiyorum. Hatta bana göre doğru yönetildiğinde bir ticaret odası, bir şehrin kalkınmasında belediye kadar, hatta bazı konularda belediyeden bile daha güçlü bir aktör olabilir.   Çünkü ticaret odası sadece tüccarın aidat ödediği veya seçim dönemlerinde hatırlanan bir kurum değildir.   Ticaret odası; şehrin marka değerini oluşturmak, sektörleri bir araya getirmek, yeni yatırımların önünü açmak, şehrin ekonomik geleceğini planlamak, insanlara sadece karınlarını doyurabilecekleri değil, daha kaliteli bir yaşam kurabilecekleri bir ekonomik zemini hazırlamak demektir.   Demektir de demektir…   Madem bu kadar önemli bir kurumdan bahsediyoruz, biz neden bunlardan bu kadar habersiziz?   Maalesef Türkiye’de birçok kurumda olduğu gibi ticaret odalarında da zaman zaman kurumun önüne kişilerin geçtiğini görüyoruz. Başkanlık, kurumun ve şehrin geleceğini inşa etmenin ötesinde kişisel bir imaj, güç veya bir sonraki siyasi adımın basamağı haline gelebiliyor.   Bizim gibi kırsal şehirlerde buna bir de akrabalık ilişkileri, kişisel çevreler ve çeşitli güç dengeleri eklendiğinde kurumun nefes alması daha da zorlaşıyor.   Benim beklentim ise çok daha farklı.   Batman Ticaret ve Sanayi Odası’nın başına gelecek başkanın, bu görevi milletvekilliği veya belediye başkanlığı için bir basamak olarak görmemesini; birkaç yıl sonra “Buradan nereye geçerim?” diye değil, “Batman için ne bırakırım?” diye düşünmesini istiyorum.   Çünkü Batman’ın artık kişilerin büyümesine değil, kurumların büyümesine ihtiyacı var.   Ben olsam ilk olarak sektörlerle güçlü istişare mekanizmaları kurardım.   Her sektör için, birbirini tamamlayan alanlardan oluşan istişare ekipleri oluşturulabilir. Bu ekiplerin amacı yalnızca sorunları dinlemek değil, ortak ticari fikirler üretmek olabilir.   Örneğin tekstil atölyeleri, makineciler, yedek parça sektörü, insan kaynağı ve ilgili diğer paydaşlar aynı masada buluşabilir. Amaç sadece “Batman’da tekstil gelişsin” demek değil; bu sektörleri birbirine bağlayarak Batman’dan ulusal ölçekte bir perakende markası çıkarabilmek olabilir.   Yani ticaret odası sadece sektörleri temsil eden değil, sektörlerin birbirleriyle iş yapmasını sağlayan bir koordinasyon merkezi haline gelebilir.   İkinci mesele yönetim.   Batmanlıların çalışkan ve girişimci olduğuna inanıyorum. Fakat yönetim konusunda aynı şeyi söylemekte zorlanıyorum. Bunu söylerken kendimi de bu sınıfın dışında tutmuyorum.   İyi bir fikir buluyoruz, çalışıyoruz, büyüyoruz; ama şirketlerimizi nasıl kurumsallaştıracağımız, nasıl profesyonel yöneteceğimiz, nasıl markalaşacağımız ve bir sonraki nesle nasıl aktaracağımız konusunda eksiklerimiz var.   Ticaret odasının burada çok önemli bir rolü olabilir.   Üçüncü mesele gençler ve kadınlar.   Batman’ın ekonomik geleceğinde gençlerin ve kadınların sadece konuşulan değil, üreten ve karar alan aktörler olması gerekiyor.   Dördüncü mesele ise ulusal markalar.   Batman neden sadece ulusal markaların şehre geldiği bir yer olsun?   Neden Batman’dan ulusal, hatta zamanla global markalar çıkmasın?   Ticaret odası bunun için bir ekosistem oluşturabilir. Şirketlerin markalaşmasına, ortaklıklar kurmasına, ulusal pazarlara açılmasına ve birbirleriyle bağlantı kurmasına öncülük edebilir.   Beşinci mesele ise Hasankeyf.   Hasankeyf’i sadece gidilip birkaç saat gezilen tarihi bir alan olmaktan çıkarıp, Batman’ın ekonomik ve turistik geleceğinin merkezlerinden biri haline getirmeyi konuşmalıyız.   Dünyada bugün tek başına doğal veya tarihi güzelliğiyle değil, doğru turizm vizyonuyla dünya markasına dönüşmüş çok sayıda şehir var. Hasankeyf’in de böyle bir vizyonla ele alınabileceğine inanıyorum.   Bunların hiçbiri hayal değil.   Batman’da yakın temasta olduğum, büyümek isteyen, ulusal ve uluslararası pazarlara açılabilecek çok sayıda firma var. İstenirse bu firmalarla ilgili gözlemlerimi ve fikirlerimi bütün başkan adaylarıyla paylaşmaya da hazırım.   Çünkü mesele benim hangi adayı desteklediğim değil.   Mesele Batman’ın hangi anlayışla yönetileceği.   Ben sabah uyandığında ödeme derdi olan, istihdam derdi olan, şirketinin geleceğini düşünen, yönetim sorunlarıyla uğraşan ve gerçekten memleketini dert eden bir başkan görmek istiyorum.   Ne iş yaptığı belli olmayan ama finansal gücüyle, çevresiyle veya çeşitli desteklerle öne çıkan; ikna kabiliyeti yüksek ama ortaya koyduğu gerçek bir ekonomik vizyonu olmayan bir başkanlık anlayışından ziyade, kurumu kendisinden büyük gören bir anlayış istiyorum.   Çünkü artık Batman’ın bir başkandan daha fazlasına ihtiyacı var.    
Ekleme Tarihi: 28 Eylül 2026 -Pazartesi
Burhan Çınar

Bir Başkan mı, Bir Kurum mu?

 
 
Yıllar önce kıymetli bir abimle konuşurken başından geçen bir olayı anlattı.
 
Milletvekili seçimleri varmış. Birden fazla partinin adayı, arkadaşlıklarına binaen abimizin yanına geliyor ve kendisine oy vermesini istiyormuş. Abimiz de her birine, “Tabii ki size oyumu vereceğim.” diyormuş.
 
Kendisine oy vermeyeceğinden emin olan adaylardan biri gülerek sormuş:
 
“Abi, bana oy vermeyeceğini çok iyi biliyorum. Buna rağmen niye bana oy vereceğini söylüyorsun?”
 
Abimizin cevabı çok netmiş:
 
“Türkiye’de siyasetin ve seçimlerin merkezinde yalan var. Yalanın merkez olduğu yerde benden niye dürüstlük bekliyorsunuz?”
 
İkisi de karşılıklı gülüp geçmişler.
 
Velhasıl kelam…
 
Türkiye’nin gündeminde şimdi ticaret odası seçimleri var.
 
Bir tüccar olarak ticaret odalarını önemsiyorum. Hatta bana göre doğru yönetildiğinde bir ticaret odası, bir şehrin kalkınmasında belediye kadar, hatta bazı konularda belediyeden bile daha güçlü bir aktör olabilir.
 
Çünkü ticaret odası sadece tüccarın aidat ödediği veya seçim dönemlerinde hatırlanan bir kurum değildir.
 
Ticaret odası; şehrin marka değerini oluşturmak, sektörleri bir araya getirmek, yeni yatırımların önünü açmak, şehrin ekonomik geleceğini planlamak, insanlara sadece karınlarını doyurabilecekleri değil, daha kaliteli bir yaşam kurabilecekleri bir ekonomik zemini hazırlamak demektir.
 
Demektir de demektir…
 
Madem bu kadar önemli bir kurumdan bahsediyoruz, biz neden bunlardan bu kadar habersiziz?
 
Maalesef Türkiye’de birçok kurumda olduğu gibi ticaret odalarında da zaman zaman kurumun önüne kişilerin geçtiğini görüyoruz. Başkanlık, kurumun ve şehrin geleceğini inşa etmenin ötesinde kişisel bir imaj, güç veya bir sonraki siyasi adımın basamağı haline gelebiliyor.
 
Bizim gibi kırsal şehirlerde buna bir de akrabalık ilişkileri, kişisel çevreler ve çeşitli güç dengeleri eklendiğinde kurumun nefes alması daha da zorlaşıyor.
 
Benim beklentim ise çok daha farklı.
 
Batman Ticaret ve Sanayi Odası’nın başına gelecek başkanın, bu görevi milletvekilliği veya belediye başkanlığı için bir basamak olarak görmemesini; birkaç yıl sonra “Buradan nereye geçerim?” diye değil, “Batman için ne bırakırım?” diye düşünmesini istiyorum.
 
Çünkü Batman’ın artık kişilerin büyümesine değil, kurumların büyümesine ihtiyacı var.
 
Ben olsam ilk olarak sektörlerle güçlü istişare mekanizmaları kurardım.
 
Her sektör için, birbirini tamamlayan alanlardan oluşan istişare ekipleri oluşturulabilir. Bu ekiplerin amacı yalnızca sorunları dinlemek değil, ortak ticari fikirler üretmek olabilir.
 
Örneğin tekstil atölyeleri, makineciler, yedek parça sektörü, insan kaynağı ve ilgili diğer paydaşlar aynı masada buluşabilir. Amaç sadece “Batman’da tekstil gelişsin” demek değil; bu sektörleri birbirine bağlayarak Batman’dan ulusal ölçekte bir perakende markası çıkarabilmek olabilir.
 
Yani ticaret odası sadece sektörleri temsil eden değil, sektörlerin birbirleriyle iş yapmasını sağlayan bir koordinasyon merkezi haline gelebilir.
 
İkinci mesele yönetim.
 
Batmanlıların çalışkan ve girişimci olduğuna inanıyorum. Fakat yönetim konusunda aynı şeyi söylemekte zorlanıyorum. Bunu söylerken kendimi de bu sınıfın dışında tutmuyorum.
 
İyi bir fikir buluyoruz, çalışıyoruz, büyüyoruz; ama şirketlerimizi nasıl kurumsallaştıracağımız, nasıl profesyonel yöneteceğimiz, nasıl markalaşacağımız ve bir sonraki nesle nasıl aktaracağımız konusunda eksiklerimiz var.
 
Ticaret odasının burada çok önemli bir rolü olabilir.
 
Üçüncü mesele gençler ve kadınlar.
 
Batman’ın ekonomik geleceğinde gençlerin ve kadınların sadece konuşulan değil, üreten ve karar alan aktörler olması gerekiyor.
 
Dördüncü mesele ise ulusal markalar.
 
Batman neden sadece ulusal markaların şehre geldiği bir yer olsun?
 
Neden Batman’dan ulusal, hatta zamanla global markalar çıkmasın?
 
Ticaret odası bunun için bir ekosistem oluşturabilir. Şirketlerin markalaşmasına, ortaklıklar kurmasına, ulusal pazarlara açılmasına ve birbirleriyle bağlantı kurmasına öncülük edebilir.
 
Beşinci mesele ise Hasankeyf.
 
Hasankeyf’i sadece gidilip birkaç saat gezilen tarihi bir alan olmaktan çıkarıp, Batman’ın ekonomik ve turistik geleceğinin merkezlerinden biri haline getirmeyi konuşmalıyız.
 
Dünyada bugün tek başına doğal veya tarihi güzelliğiyle değil, doğru turizm vizyonuyla dünya markasına dönüşmüş çok sayıda şehir var. Hasankeyf’in de böyle bir vizyonla ele alınabileceğine inanıyorum.
 
Bunların hiçbiri hayal değil.
 
Batman’da yakın temasta olduğum, büyümek isteyen, ulusal ve uluslararası pazarlara açılabilecek çok sayıda firma var. İstenirse bu firmalarla ilgili gözlemlerimi ve fikirlerimi bütün başkan adaylarıyla paylaşmaya da hazırım.
 
Çünkü mesele benim hangi adayı desteklediğim değil.
 
Mesele Batman’ın hangi anlayışla yönetileceği.
 
Ben sabah uyandığında ödeme derdi olan, istihdam derdi olan, şirketinin geleceğini düşünen, yönetim sorunlarıyla uğraşan ve gerçekten memleketini dert eden bir başkan görmek istiyorum.
 
Ne iş yaptığı belli olmayan ama finansal gücüyle, çevresiyle veya çeşitli desteklerle öne çıkan; ikna kabiliyeti yüksek ama ortaya koyduğu gerçek bir ekonomik vizyonu olmayan bir başkanlık anlayışından ziyade, kurumu kendisinden büyük gören bir anlayış istiyorum.
 
Çünkü artık Batman’ın bir başkandan daha fazlasına ihtiyacı var.
 
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batmanolaygazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Marka Flower Çiçekçi