Merhaba Değerli Okurlar,Bugün sizlere, Batman’ımızın varoluşunda ve gelişiminde devasa bir paya sahip olan köklü bir kuruluşu, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nı (TPAO) ve onun hafızalarımızda bıraktığı derin izleri hatırlatmak istiyorum. Şunu çok iyi biliyoruz ki, eğer bu dev çınar olmasaydı, Batman belki de bugünkü büyüklüğüne ve ekonomik seviyesine asla ulaşamazdı. Ancak ne yazık ki son yıllarda, o göz bebeğimiz olan Türkiye Petrolleri’nin her geçen gün küçülmeye doğru gittiğine üzülerek şahit oluyoruz.
Şöyle bir geçmişe dönüp bakalım, Eskiden petrol emekçilerinin yaz ayı gelince büyük bir heyecanla beklediği dinlenme kampları vardı. Aileleriyle birlikte 15 gün boyunca tatil yaptıkları Elazığ Sivrice’deki Hazar Gölü kampı ve Ege’nin incisi Güllük kampı, TPAO’nun çalışanına verdiği değerin en büyük göstergesiydi. Maalesef bu kampların ikisi de tarihe karıştı; ya özel sektöre devredildiler ya da kiraya verildiler.
Özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda TPAO bünyesinde yaklaşık 7 bin personel istihdam edilirdi. Mesai bitiminde TPAO’nun ana giriş kapısında personel taşıyan 30’a yakın otobüsün oluşturduğu o kuyruk, şehrin canlılığının resmiydi. Düşünün ki, 1990’lı yılların sonuna kadar sadece ziraat bölümünde, yani park, bahçe bakımı, ağaçlandırma ve sulama işlerinde tam 450 personel görev yapıyordu. Dönemin merhum Bölge Müdürü Mehmet Yamaç tarafından kuruma kazandırılan ve nice bürokrata ev sahipliği yapan Kristal Park, 1989 yılında kapılarını açtığında yaklaşık 200 personeliyle hizmet veriyordu.
TPAO’nun kurulduğu ilk yıllarda personelin yemek ihtiyacı için açılan Beyaz Saray ise apayrı bir efsaneydi. 1970’li, 80’li ve 90’lı yıllarda burada 200’den fazla personel arı gibi çalışırdı. O dönemde merhum babam Nezhet Ustabaşı da Beyaz Saray’ın baş aşçısı olarak bu büyük aileye lezzet ve emek sunuyordu.
1990 yılının sonlarına kadar kurum kendi kendine yeten dev bir fabrikaydı. Buz fabrikasından kaynak atölyesine, bakım-onarım ünitelerinden marangozhaneye kadar adını sayamadığım nice bölüm bu şehre ve ülkeye hizmet üretiyordu. Petrol mühendisleri, kapsam içi ve kapsam dışı binlerce çalışan,Ne var ki, yıllar içinde uygulanan emeklilik furyalarıyla o 7 binlerden bahsettiğimiz personel sayısı bugün binli rakamlara kadar geriledi. 1992’den 2026’ya uzanan süreçte yaşanan bu kan kaybı, sadece kurumu değil Batman esnafını da derinden sarstı. Çünkü o dönem TPAO çalışanı maaşını aldığında soluğu şehir esnafının yanında alır, Batman ekonomisi canlanırdı.
Gerçekten de Türkiye Petrolleri, 30 yıl öncesine kadar çok farklı, çok özel bir dünyaydı. Her kuruluş yıl dönümü geldiğinde içim hüzünle dolar, o eski güzel günlere dalıp giderim. Kurumda 5, 10, 15, 20 ve 25 yılını dolduran personelin 10 Aralık’taki o tatlı heyecanı görülmeye değerdi. Özellikle 1980’li yıllarda Beyaz Saray’da yapılan yıl dönümü kutlamalarının tadı bir başkaydı.
Petrol emekçileri,takdirname ve hizmet yüzüğü alacak olmanın gururunu yaşardı. Dönemin bölge müdürlerinin, ünite amirlerinin elinden o ödülleri almak her işçi için şerefti. Emekçilerimiz, o günlerin anısı olan armağanları hâlâ evlerinin en güzel köşesinde, birer madalya gibi saklar. TPAO’nun geleneksel yıl dönümleri günlerce konuşulur, Ankara’dan üst düzey yetkililer bu kutlamalar için Batman’a akın ederdi.
Bu devasa yapının içinde muazzam bir sosyal yaşam kültürü vardı. İşçiler, mühendisler ve aileleri sinemaya gider, hafta sonlarını aile çay bahçesinde neşe içinde geçirirdi. Şimdi dönüp bu kuruma baktığımızda, o cıvıl cıvıl sosyal hayattan ve o eski günlerden üzülerek söylemeliyim eser kalmadı.
HOŞÇA KALIN