Merhaba değerli Batman Olay Gazetesi okurları, Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Bugün kaleme aldığım bu yazıda, hem gazetecilik mesleğinin mutfağına hem de vatandaşın gözündeki "gazeteci" imajına bir ayna tutmak istiyorum.
Gazetecilik, günümüz iletişim çağının en kritik, bir o kadar da en zorlu mesleklerinden biri. Dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişmeleri halka anında, doğru ve tarafsız bir şekilde ulaştırmak, vatandaş ile kurumlar arasında köprü kurmak bu mesleğin vazgeçilmez bir unsurudur. Ancak bugün, bu anlamlı günde çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor.
Eskiden gazetecilikte çok güçlü bir "teyit" mekanizması vardı. Bir olay haberleştirilmeden önce doğruluğundan emin olunur, süzgeçten geçirilir ve sonra okura sunulurdu. Maalesef günümüzde eline cep telefonu alan herkesin "haber" adı altında paylaşım yapması, ciddi bir bilgi kirliliğine yol açıyor. Unutulmamalıdır ki gazetecilik sadece içerik paylaşmak değildir, teknik bilgi, birikim ve en önemlisi sarsılmaz etik değerler gerektirir.
Özellikle bölgemizde gazetecilik yapmak ayrı bir özen istiyor. Kışın karda, yazın kavurucu sıcakta halkın doğru bilgiye ulaşması için gecesini gündüzüne katan, bu uğurda fiziksel saldırılara bile maruz kalan meslektaşlarımız var.
Biz gazeteciler halkın gözü, kulağı ve sesiyiz. Kendi önceliklerimize göre değil, vatandaşın önceliklerine göre haber yapmalıyız. Toplum yararını her türlü menfaatin üzerinde tutmalıyız. Eğer bir yönetici basın toplantısı düzenliyor ve gazeteci orada sadece icraatları alkışlıyorsa, o kişi benim gözümde gazeteci değildir.
Gazeteci sorgular. Bir kurumda eksiklik varsa düzeltilmesi için yazar. Gazeteci, yöneticiye hak vermek veya onu övmek için orada bulunmaz, o koltukta oturanı halk adına denetlemek için oradadır.
Peki, halk bizi nasıl görüyor? Sokaktaki vatandaşla konuştuğumuzda maalesef acı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Birçok vatandaş, gazeteciliğin çok para kazanılan, ilişkilerin menfaat üzerine kurulu olduğu ve her adımın bir çıkar gözetilerek atıldığı bir meslek haline geldiğini düşünüyor.
Uzun yıllardır hem yerel hem de ulusal basında muhabirlik yapmış bir kardeşiniz olarak şunu söyleyebilirim, Ben ve benim gibi "haber kovalayan" meslektaşlarım, hiçbir zaman çizgimizden ödün vermedik. Ancak vatandaşın şu sesine de kulak tıkamamak gerek,
Çok önemli değilse kurumlarının yemekli toplantılarına gitmez. Gazeteci sürekli sahada olmalı, her sese kulak vermelidir.
Beni en çok yaralayan nokta şudur, Sahada emek sarf eden, saldırılara ve hakaretlere göğüs geren gerçek emekçiler yerine, eline hiç fotoğraf makinesi almamış, sadece protokol masalarında boy gösteren "masa başı" isimlerin daha fazla itibar görmesi.
Halk her şeyi görüyor, Kimin gerçekten halkın derdiyle dertlendiğini, kimin sadece kendi menfaati için orada olduğunu vatandaş gayet iyi biliyor. Benim bu yazıdaki amacım kimseyi kırmak veya hedef almak değil, sadece sokağın ve vatandaşın sesini kalemime aktarmaktır.
Halkın içinde, doğru haberin peşinde koşan tüm onurlu meslektaşlarımın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.
HOŞÇA KALIN.