İlhami Işık
Köşe Yazarı
İlhami Işık
 

Değişmeden değişmek mi? Değiştikten sonra değişmemek mi?

       Mesele yeni olmak değildir.  Eğer dünü geride bırakmadan yeniye gidiyorsanız, siz yalnızca dünde kalmış bir yenisinizdir.  Adınız “yeni” olabilir, yüzünüz “değişmiş” görünebilir, diliniz “dönüşüm” kelimesiyle dolup taşabilir; ama omuzlarınızdaki yük aynıysa, adımlarınızın ritmi eskiyse, baktığınız yerden gördüğünüz manzara dünün manzarasıysa… Siz yeni değilsiniz. Siz dünün, yeni bir kılığa bürünmüş hâlisiniz.   Elbette dün önemlidir. Dünde ne yaşandığı, hangi acıların, hangi hataların, hangi umutların ve hangi yıkımların yaşandığı bilinmeden yola çıkılamaz.  Dünü unutmak, hafızasız bir varlık olmak demektir.    Ama dünü bilmek ile dünü taşımak arasında uçurum vardır. Dünü bilmek, geçmişi anlamaktır. Dünü taşımak ise, o geçmişin sorunlarını, korkularını, hırslarını ve hesaplarını bugüne ve yarına ipotek etmektir.    Esas olan, dünden kurtulabilmektir.  Tekrar dünde yaşanan sorunların yükü altında ezilmemek, dünün hesaplarını yeni bir başlangıcın omuzlarına yüklememektir.   Daha yaşanmamış yarınları dünün sorunlarına kurban etmek, yeni olmak değildir. Bunun adı “değişim” hiç değildir.    Yarın henüz doğmamıştır.  Ona dünün yaralarını, dünün öfkelerini, dünün intikam duygularını, dünün iktidar alışkanlıklarını taşıyarak giderseniz, yarını daha doğmadan öldürmüş olursunuz. O zaman “yeni bir sayfa açıyorum” demek, yalnızca kendinizi ve çevrenizi kandırmaktır.    Çünkü sayfa yeni değildir; mürekkep aynıdır, kalem aynıdır, yazan el aynıdır.   Eğer dünde kalan kendinizi gittiğiniz yere götürüyorsanız, gittiğiniz yer de dün olacaktır.    Mekân değişebilir, unvan değişebilir, güç değişebilir; ama siz değişmemişseniz, o yeni mekân da eski mekânın devamı haline gelir. Buna “yeni” demek, “değişim” demek, kendine yalan söylemektir.    Gerçek değişim, kişinin kendisini dünden ayırabilmesidir.    Kendisini dünün sorunlarından, dünün reflekslerinden, dünün güç arzusundan ayırabilmesidir.   Siz daha yaşanmamışa yolculuk yaparken, o yaşanmamışı ancak gerçek, sahici bir değişimle yaşama kavuşturabilirsiniz.    Sahici değişim, dünü reddetmek değil; dünü geride bırakabilmektir.    Sahici değişim, “ben değiştim” demek değil; değiştiğini her gün, her kararında, her güç anında kanıtlamaktır.    Çünkü değişim en çok güçle test edilir.   Değişim derken güce ulaştığınızda, hiç değişmemek üzere güce saplantılı hale gelirseniz… İşte o an, bütün “değişim” söylemi çöker.    Güç, insanın en eski aynasıdır.  Güç eline geçtiğinde insan, dün kimseyse onu daha net gösterir. Güç, maskeleri düşürür. Güç, “ben değiştim” diyenleri en acımasız biçimde sınar.    Eğer güç sizi eski hâlinize geri döndürüyorsa, eğer güç sizi dünün alışkanlıklarına, dünün hesaplarına, dünün egosuna geri çekiyorsa… Siz hiç değişmemişsinizdir.    Sadece güçsüzken değişmiş gibi görünmüşsünüzdür. Gerçek yeni, dünün yükünü bırakabilen yenidir.     Gerçek değişim, güce ulaştığında bile dünü geride bırakabilen değişimdir.     Gerçek dönüşüm, yarını dünün ipoteğinden kurtarabilen dönüşümdür.   Aksi takdirde “değişim” kelimesi yalnızca bir slogandır.   Aksi takdirde “yeni” yalnızca bir maskedir. Aksi takdirde siz, dünde kalmış bir yenisiniz…   Ve dünde kalmış bir yeninin, yaşanmamış yarınlara verebileceği hiçbir şey yoktur.
Ekleme Tarihi: 24 Temmuz 2026 -Cuma
İlhami Işık

Değişmeden değişmek mi? Değiştikten sonra değişmemek mi?

 
 
 
 Mesele yeni olmak değildir. 
Eğer dünü geride bırakmadan yeniye gidiyorsanız, siz yalnızca dünde kalmış bir yenisinizdir. 
Adınız “yeni” olabilir, yüzünüz “değişmiş” görünebilir, diliniz “dönüşüm” kelimesiyle dolup taşabilir; ama omuzlarınızdaki yük aynıysa, adımlarınızın ritmi eskiyse, baktığınız yerden gördüğünüz manzara dünün manzarasıysa… Siz yeni değilsiniz. Siz dünün, yeni bir kılığa bürünmüş hâlisiniz.
 
Elbette dün önemlidir. Dünde ne yaşandığı, hangi acıların, hangi hataların, hangi umutların ve hangi yıkımların yaşandığı bilinmeden yola çıkılamaz. 
Dünü unutmak, hafızasız bir varlık olmak demektir. 
 
Ama dünü bilmek ile dünü taşımak arasında uçurum vardır. Dünü bilmek, geçmişi anlamaktır. Dünü taşımak ise, o geçmişin sorunlarını, korkularını, hırslarını ve hesaplarını bugüne ve yarına ipotek etmektir. 
 
Esas olan, dünden kurtulabilmektir.
 Tekrar dünde yaşanan sorunların yükü altında ezilmemek, dünün hesaplarını yeni bir başlangıcın omuzlarına yüklememektir.
 
Daha yaşanmamış yarınları dünün sorunlarına kurban etmek, yeni olmak değildir. Bunun adı “değişim” hiç değildir.
 
 Yarın henüz doğmamıştır. 
Ona dünün yaralarını, dünün öfkelerini, dünün intikam duygularını, dünün iktidar alışkanlıklarını taşıyarak giderseniz, yarını daha doğmadan öldürmüş olursunuz. O zaman “yeni bir sayfa açıyorum” demek, yalnızca kendinizi ve çevrenizi kandırmaktır. 
 
Çünkü sayfa yeni değildir; mürekkep aynıdır, kalem aynıdır, yazan el aynıdır.
 
Eğer dünde kalan kendinizi gittiğiniz yere götürüyorsanız, gittiğiniz yer de dün olacaktır.
 
 Mekân değişebilir, unvan değişebilir, güç değişebilir; ama siz değişmemişseniz, o yeni mekân da eski mekânın devamı haline gelir. Buna “yeni” demek, “değişim” demek, kendine yalan söylemektir. 
 
Gerçek değişim, kişinin kendisini dünden ayırabilmesidir.
 
 Kendisini dünün sorunlarından, dünün reflekslerinden, dünün güç arzusundan ayırabilmesidir.
 
Siz daha yaşanmamışa yolculuk yaparken, o yaşanmamışı ancak gerçek, sahici bir değişimle yaşama kavuşturabilirsiniz.
 
 Sahici değişim, dünü reddetmek değil; dünü geride bırakabilmektir.
 
 Sahici değişim, “ben değiştim” demek değil; değiştiğini her gün, her kararında, her güç anında kanıtlamaktır.
 
 Çünkü değişim en çok güçle test edilir.
 
Değişim derken güce ulaştığınızda, hiç değişmemek üzere güce saplantılı hale gelirseniz… İşte o an, bütün “değişim” söylemi çöker. 
 
Güç, insanın en eski aynasıdır. 
Güç eline geçtiğinde insan, dün kimseyse onu daha net gösterir. Güç, maskeleri düşürür. Güç, “ben değiştim” diyenleri en acımasız biçimde sınar.
 
 Eğer güç sizi eski hâlinize geri döndürüyorsa, eğer güç sizi dünün alışkanlıklarına, dünün hesaplarına, dünün egosuna geri çekiyorsa… Siz hiç değişmemişsinizdir.
 
 Sadece güçsüzken değişmiş gibi görünmüşsünüzdür.
Gerçek yeni, dünün yükünü bırakabilen yenidir.
 
 
Gerçek değişim, güce ulaştığında bile dünü geride bırakabilen değişimdir.
 
 
Gerçek dönüşüm, yarını dünün ipoteğinden kurtarabilen dönüşümdür.
 
Aksi takdirde “değişim” kelimesi yalnızca bir slogandır.
 
Aksi takdirde “yeni” yalnızca bir maskedir.
Aksi takdirde siz, dünde kalmış bir yenisiniz…
 
Ve dünde kalmış bir yeninin, yaşanmamış yarınlara verebileceği hiçbir şey yoktur.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batmanolaygazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Marka Flower Çiçekçi