İlhami Işık
Köşe Yazarı
İlhami Işık
 

Süreçte değişim ve sivil siyaset nasıl olmalı.

Sivil siyaset, kendisini itirazlara, sorgulamalara, eleştirilere ve hatta en ağır eleştirilere açarak toplumsallaştıran siyasettir. Bu tanım süslü bir slogan değildir. Siyasetin toplumla kurduğu ilişkinin esasını söyler. Siyaset, yalnızca iktidar tekniklerinin adı değildir. Siyaset, toplumun içinde yaşadığı hayatın nasıl konuşulacağına, nasıl tartışılacağına ve nasıl ortaklaştırılacağına dair bir duruştur. Kendisini toplumun bakışına kapatan her siyaset, ne kadar kalabalık görünürse görünsün, özünde daralmış bir siyasettir.Sivil siyasetin illegal ve katı hiyerarşik siyasetten ayrılan temel özelliği, sadece yasal ve meşru olup olmaması değildir. Asıl ayrım, siyaseti şeffaflık penceresine açık hale getirip getirmemesidir. Yasal görünmek bir kılıf olabilir. Meşruiyet iddiası bir afiş olabilir. Ama şeffaflık, siyasetin gerçek yüzünü ortaya koyar. Kararlar nasıl alınıyorsa, kadrolar nasıl kuruluyorsa, hatalar nasıl örtülüyorsa, eleştiriler nasıl karşılanıyorsa siyaset orada kendini ele verir. Kapalı odalarda büyüyen siyaset, toplumun önünde konuşulan dille aynı şey değildir. İkisi birbirinden koptuğu anda siyaset toplumsallaşmaz; yalnızca yönetir.Illegal siyasetin en görünür hali yasayı çiğnemesidir. Fakat katı hiyerarşik siyaset bazen yasaya yaslanır. Hatta yasayı kendine kalkan yapar. Bu yüzden asıl mesele yalnızca yasal olup olmamak değildir. Asıl mesele, siyasetin kendini denetime açık kılıp kılmadığıdır. Katı hiyerarşi, itirazı içeriden bir sapma, dışarıdan bir saldırı sayar. Sorgulamayı sadakatsizlik gibi okur. Eleştiriyi düşmanlık gibi kodlar. Böyle bir siyaset tarzında söz vardır ama tartışma yoktur. Kalabalık vardır ama toplum yoktur. Toplum, muhatap değil malzemedir.Sivil siyaset bunun tersine işler. İtirazı yok etmek istemez. İtirazı siyasetin içine alır. Sorgulamayı bir tehdit gibi değil, bir imkân gibi görür. Eleştirinin ağır olması, eleştirinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ağır eleştiri bazen rahatsız eder, bazen incitir, bazen haksız da olabilir. Ama kendisini en ağır eleştiriye bile kapatan bir siyaset, doğruyu aramaktan vazgeçmiş demektir. Doğruyu aramayan siyaset ise yalnızca kendini korur. Kendini koruyan siyaset toplumla değil, kendi bekasıyla meşgul olur.Şeffaflık penceresi buradan açılır. Şeffaflık, her sırrın ortaya dökülmesi değildir. Şeffaflık, siyasetin toplumdan gizlediği asıl şeyin kendi işleyişi olmamasıdır. Kim konuşuyor, kim karar veriyor, kim hesap veriyor, kim susuyor? Bunlar görünmüyorsa orada sivil siyaset yoktur. Görünmeyen siyaset, ister yasal olsun ister yasal görünmesin, toplumun önünde durmaz. Toplumun arkasında durur. Arkada duran siyaset ise zamanla kendi gölgesine tapınmaya başlar.Illegal ve katı hiyerarşik siyaset tarzından sıyrılıp kendini değişim rüzgârına bırakan bir siyaset, ancak hayatı siyah-beyaz denkleminden veya düşman ile biz denkleminden çıkardığında gerçekten değişmiş olur. Bu nokta önemlidir. Çünkü birçok siyaset değiştiğini söyler. Dilini yumuşatır. Kavramlarını yeniler. Eski kelimelerin üstüne yeni cümleler örter. Ama denklem aynı kalırsa değişim olmaz. Denklem aynı kaldığında yalnızca sahne değişir. Siyah yine siyahtır, beyaz yine beyazdır. Biz yine masumuzdur, karşımızdaki yine düşmandır. Böyle bir dünyada siyaset tartışmaz; hüküm verir. Siyaset ikna etmez; işaretler. Siyaset toplum kurmaz; kamp kurar.Siyah-beyaz denklem hayatı kolaylaştırır. Kolaylaştırdığı için de caziptir. İnsan yorulmak istemez. Karışık olanı sadeleştirmek ister. Suçlu ile masumu, doğru ile yanlışı, içerideki ile dışarıdakini bir bakışta ayırmak ister. Fakat hayat bu kadar düz bir çizgi değildir. Toplum bu kadar tek parça değildir.
Ekleme Tarihi: 08 Eylül 2026 -Salı
İlhami Işık

Süreçte değişim ve sivil siyaset nasıl olmalı.

Sivil siyaset, kendisini itirazlara, sorgulamalara, eleştirilere ve hatta en ağır eleştirilere açarak toplumsallaştıran siyasettir. Bu tanım süslü bir slogan değildir. Siyasetin toplumla kurduğu ilişkinin esasını söyler. Siyaset, yalnızca iktidar tekniklerinin adı değildir. Siyaset, toplumun içinde yaşadığı hayatın nasıl konuşulacağına, nasıl tartışılacağına ve nasıl ortaklaştırılacağına dair bir duruştur. Kendisini toplumun bakışına kapatan her siyaset, ne kadar kalabalık görünürse görünsün, özünde daralmış bir siyasettir.Sivil siyasetin illegal ve katı hiyerarşik siyasetten ayrılan temel özelliği, sadece yasal ve meşru olup olmaması değildir. Asıl ayrım, siyaseti şeffaflık penceresine açık hale getirip getirmemesidir. Yasal görünmek bir kılıf olabilir. Meşruiyet iddiası bir afiş olabilir. Ama şeffaflık, siyasetin gerçek yüzünü ortaya koyar. Kararlar nasıl alınıyorsa, kadrolar nasıl kuruluyorsa, hatalar nasıl örtülüyorsa, eleştiriler nasıl karşılanıyorsa siyaset orada kendini ele verir. Kapalı odalarda büyüyen siyaset, toplumun önünde konuşulan dille aynı şey değildir. İkisi birbirinden koptuğu anda siyaset toplumsallaşmaz; yalnızca yönetir.Illegal siyasetin en görünür hali yasayı çiğnemesidir. Fakat katı hiyerarşik siyaset bazen yasaya yaslanır. Hatta yasayı kendine kalkan yapar. Bu yüzden asıl mesele yalnızca yasal olup olmamak değildir. Asıl mesele, siyasetin kendini denetime açık kılıp kılmadığıdır. Katı hiyerarşi, itirazı içeriden bir sapma, dışarıdan bir saldırı sayar. Sorgulamayı sadakatsizlik gibi okur. Eleştiriyi düşmanlık gibi kodlar. Böyle bir siyaset tarzında söz vardır ama tartışma yoktur. Kalabalık vardır ama toplum yoktur. Toplum, muhatap değil malzemedir.Sivil siyaset bunun tersine işler. İtirazı yok etmek istemez. İtirazı siyasetin içine alır. Sorgulamayı bir tehdit gibi değil, bir imkân gibi görür. Eleştirinin ağır olması, eleştirinin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ağır eleştiri bazen rahatsız eder, bazen incitir, bazen haksız da olabilir. Ama kendisini en ağır eleştiriye bile kapatan bir siyaset, doğruyu aramaktan vazgeçmiş demektir. Doğruyu aramayan siyaset ise yalnızca kendini korur. Kendini koruyan siyaset toplumla değil, kendi bekasıyla meşgul olur.Şeffaflık penceresi buradan açılır. Şeffaflık, her sırrın ortaya dökülmesi değildir. Şeffaflık, siyasetin toplumdan gizlediği asıl şeyin kendi işleyişi olmamasıdır. Kim konuşuyor, kim karar veriyor, kim hesap veriyor, kim susuyor? Bunlar görünmüyorsa orada sivil siyaset yoktur. Görünmeyen siyaset, ister yasal olsun ister yasal görünmesin, toplumun önünde durmaz. Toplumun arkasında durur. Arkada duran siyaset ise zamanla kendi gölgesine tapınmaya başlar.Illegal ve katı hiyerarşik siyaset tarzından sıyrılıp kendini değişim rüzgârına bırakan bir siyaset, ancak hayatı siyah-beyaz denkleminden veya düşman ile biz denkleminden çıkardığında gerçekten değişmiş olur. Bu nokta önemlidir. Çünkü birçok siyaset değiştiğini söyler. Dilini yumuşatır. Kavramlarını yeniler. Eski kelimelerin üstüne yeni cümleler örter. Ama denklem aynı kalırsa değişim olmaz. Denklem aynı kaldığında yalnızca sahne değişir. Siyah yine siyahtır, beyaz yine beyazdır. Biz yine masumuzdur, karşımızdaki yine düşmandır. Böyle bir dünyada siyaset tartışmaz; hüküm verir. Siyaset ikna etmez; işaretler. Siyaset toplum kurmaz; kamp kurar.Siyah-beyaz denklem hayatı kolaylaştırır. Kolaylaştırdığı için de caziptir. İnsan yorulmak istemez. Karışık olanı sadeleştirmek ister. Suçlu ile masumu, doğru ile yanlışı, içerideki ile dışarıdakini bir bakışta ayırmak ister. Fakat hayat bu kadar düz bir çizgi değildir. Toplum bu kadar tek parça değildir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batmanolaygazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Marka Flower Çiçekçi