Anasayfa
Yazarlar
İlhami Işık
Yazı Detayı
Bu yazı 140 kez okundu.
Türkiye’nin konuştuğu tek mesele: Fonlar
Türkiye'nin konuştuğu tek mesele bu.
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin bu fon meselesi konuşuluyor. Köyde konuşuluyor, kasabada konuşuluyor, şehirde konuşuluyor. Sokakta, mahallede, iş yerinde, çay ocağında, pazarda, serviste, mesaide. İnsanlar birbirine “paramız ne olacak” diye soruyor.
Bu, bir iki kişinin aralarında fısıldadığı bir dedikodu değil. Yüz binlerce insanın cebine girmiş, sofrasına oturmuş bir mesele. O yüzden ertelenecek, zamana yayılacak, bir müddet sonra unutturulacak bir iş değil. Bunu olayın ciddiyetine varmak için söylüyorum.
Ne oldu, kısaca hatırlatayım.
Eylül ortasında bazı fonlar insanlara parasını geri veremez hale geldi. Borsada sert düşüş oldu. 17 Eylül’de Sermaye Piyasası Kurulu, yedi portföy şirketine ait 131 fonu işleme kapattı ve tasfiyesine karar verdi. Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus, Bulls.
Kurulun kendi açıkladığı rakama göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı var. Fonların büyüklüğü, hangi güne bakıldığına göre değişiyor; 890 milyar liradan 1 trilyon liranın üzerine çıkan hesaplar var. Dolar cinsinden 18 milyar dolar civarı deniyor.
Bu rakamlar küçük değil. Bir mahallenin, bir ilçenin meselesi değil. Ülkenin dört bir yanına dağılmış yüz binlerce insanın birikimi.
İddia da açık. Bu fonlar az işlem gören hisselere yüklenmiş. Hisseyi almışlar, fiyatı şişirmişler. Fiyat şişince fonun getirisi kâğıt üzerinde yükselmiş. Getiri yükselince yeni para gelmiş. Gelen parayla yine aynı hisseler alınmış. Çark böyle dönmüş.
Bakan bunu Ponzi’ye benzetti. Savcılık piyasa dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık, örgüt, aklama diye bakıyor. Soruşturma Ağustos’ta olağandışı fiyat hareketlerinden açılmış. Asıl patlama 15-16 Eylül’de, fonlar ödemede temerrüde düşünce olmuş.
Yani işaretler daha önce varmış. Durdurulmamış. İnsan da bunu soruyor: Bu kadar büyük bir yapı, bu kadar gözün önünde nasıl bu noktaya geldi?
Tutuklamalar oldu. Emre Tezmen tutuklandı. Kerem Alkin tutuklandı. Emre Alkin, Muhammed Yarız, Serdar Turhan ve daha niceleri. Tutuklu sayısı 50’yi geçti.
Mal varlıkları donduruldu: 46 şirket, 18 fon, 42 kişi denildi. Jetlere, yata el konuldu denildi. Ertesi gün bazı firma ve fon tedbirleri kalktı, kişi tedbirleri durdu. Bunlar duyuruluyor.
Ama sokaktaki adamın derdi tutuklama haberi değil. Adamın derdi, yatırdığı paranın ne kadarının geri geleceği.
Tasfiye İş Bankası ve Ziraat üzerinden yürüyor deniyor. Süre uzatıldı. Ödeme ne zaman, ne kadar, kimin neyi alacağı belli değil. “Süreç devam ediyor” cümlesi, parasını kaybetmiş insana yetmiyor.
Bir de şu var. Herkesin anında her şeyden haberdar olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bir haber sabah çıkar, öğlene kadar köye varır. Ekran görüntüsü, dekont, isim listesi, uçak fotoğrafı, otel haberi elden ele dolaşır.
“Bilmiyorduk” demek bu devirde kolay değil. “Zamanla unutulur” demek de kolay değil. İnsan unutmuyor.
Çünkü bu para emekli ikramiyesi, düğün parası, ev parası, çocuğun birikimi. Borsada oynadım kaybettim diyen de var; ama ortada lisanslı fon, TEFAS, kurul denetimi varsa insan “ben kumara girdim” demez. “Devletin gözü önündeki yere para koydum” der.
O güven sarsıldıysa, bunu pansumanla kapatamazsınız.
O yüzden diyorum: Bu sorun acil çözülmezse hepimize yazık edersiniz. Bu ülkeye yazık edersiniz.
Acil çözmek, bir iki kişiyi içeri almak değildir. Paranın izini sürmek, yurt dışına çıkmışsa geri getirmeye çalışmak, tasfiyeden çıkacak rakamı saklamadan açıklamak, kimin ne zaman ne alacağını söylemek, denetim neden işlemediyse onun hesabını sormaktır.
Emre Tezmen’in tutuklanana kadar Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yönetim kurulunda ve denetim komitesinde olduğu yazıldı. İnsan bunu da soruyor. Denetleyen ile denetlenen aynı masadaysa, vatandaş niye güvensin?
Kimse “herkes masum” demiyor. Kimse “piyasa hiç risk taşımaz” demiyor.
Ama yüz binlerce kişiye, lisanslı görünen bir kapıdan girip sonra “likidite sorunu” denmesi başka bir şey. O kapıyı açan, açık tutan, geç kapatan yerlerin de sorumluluğu var.
Sorumluluk “ilgisiz kişilere işlem yapmayız” demekle bitmez. İlgili olanların hesabı kapanmadan da bitmez.
Köyde, kasabada, şehirde bu konuşulmaya devam edecek. Çünkü para ortada. Çünkü isimler ortada. Çünkü herkes görüyor.
Ertelerseniz konuşma bitmez, sadece öfke birikir. Zamana yayarsanız unutulmaz, sadece güven daha çok gider.
Yine de siz bilirsiniz.
Ekleme
Tarihi: 29 Eylül 2026 -Salı
Türkiye’nin konuştuğu tek mesele: Fonlar
Türkiye'nin konuştuğu tek mesele bu.
Türkiye’nin neresine giderseniz gidin bu fon meselesi konuşuluyor. Köyde konuşuluyor, kasabada konuşuluyor, şehirde konuşuluyor. Sokakta, mahallede, iş yerinde, çay ocağında, pazarda, serviste, mesaide. İnsanlar birbirine “paramız ne olacak” diye soruyor.
Bu, bir iki kişinin aralarında fısıldadığı bir dedikodu değil. Yüz binlerce insanın cebine girmiş, sofrasına oturmuş bir mesele. O yüzden ertelenecek, zamana yayılacak, bir müddet sonra unutturulacak bir iş değil. Bunu olayın ciddiyetine varmak için söylüyorum.
Ne oldu, kısaca hatırlatayım.
Eylül ortasında bazı fonlar insanlara parasını geri veremez hale geldi. Borsada sert düşüş oldu. 17 Eylül’de Sermaye Piyasası Kurulu, yedi portföy şirketine ait 131 fonu işleme kapattı ve tasfiyesine karar verdi. Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus, Bulls.
Kurulun kendi açıkladığı rakama göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı var. Fonların büyüklüğü, hangi güne bakıldığına göre değişiyor; 890 milyar liradan 1 trilyon liranın üzerine çıkan hesaplar var. Dolar cinsinden 18 milyar dolar civarı deniyor.
Bu rakamlar küçük değil. Bir mahallenin, bir ilçenin meselesi değil. Ülkenin dört bir yanına dağılmış yüz binlerce insanın birikimi.
İddia da açık. Bu fonlar az işlem gören hisselere yüklenmiş. Hisseyi almışlar, fiyatı şişirmişler. Fiyat şişince fonun getirisi kâğıt üzerinde yükselmiş. Getiri yükselince yeni para gelmiş. Gelen parayla yine aynı hisseler alınmış. Çark böyle dönmüş.
Bakan bunu Ponzi’ye benzetti. Savcılık piyasa dolandırıcılığı, nitelikli dolandırıcılık, örgüt, aklama diye bakıyor. Soruşturma Ağustos’ta olağandışı fiyat hareketlerinden açılmış. Asıl patlama 15-16 Eylül’de, fonlar ödemede temerrüde düşünce olmuş.
Yani işaretler daha önce varmış. Durdurulmamış. İnsan da bunu soruyor: Bu kadar büyük bir yapı, bu kadar gözün önünde nasıl bu noktaya geldi?
Tutuklamalar oldu. Emre Tezmen tutuklandı. Kerem Alkin tutuklandı. Emre Alkin, Muhammed Yarız, Serdar Turhan ve daha niceleri. Tutuklu sayısı 50’yi geçti.
Mal varlıkları donduruldu: 46 şirket, 18 fon, 42 kişi denildi. Jetlere, yata el konuldu denildi. Ertesi gün bazı firma ve fon tedbirleri kalktı, kişi tedbirleri durdu. Bunlar duyuruluyor.
Ama sokaktaki adamın derdi tutuklama haberi değil. Adamın derdi, yatırdığı paranın ne kadarının geri geleceği.
Tasfiye İş Bankası ve Ziraat üzerinden yürüyor deniyor. Süre uzatıldı. Ödeme ne zaman, ne kadar, kimin neyi alacağı belli değil. “Süreç devam ediyor” cümlesi, parasını kaybetmiş insana yetmiyor.
Bir de şu var. Herkesin anında her şeyden haberdar olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bir haber sabah çıkar, öğlene kadar köye varır. Ekran görüntüsü, dekont, isim listesi, uçak fotoğrafı, otel haberi elden ele dolaşır.
“Bilmiyorduk” demek bu devirde kolay değil. “Zamanla unutulur” demek de kolay değil. İnsan unutmuyor.
Çünkü bu para emekli ikramiyesi, düğün parası, ev parası, çocuğun birikimi. Borsada oynadım kaybettim diyen de var; ama ortada lisanslı fon, TEFAS, kurul denetimi varsa insan “ben kumara girdim” demez. “Devletin gözü önündeki yere para koydum” der.
O güven sarsıldıysa, bunu pansumanla kapatamazsınız.
O yüzden diyorum: Bu sorun acil çözülmezse hepimize yazık edersiniz. Bu ülkeye yazık edersiniz.
Acil çözmek, bir iki kişiyi içeri almak değildir. Paranın izini sürmek, yurt dışına çıkmışsa geri getirmeye çalışmak, tasfiyeden çıkacak rakamı saklamadan açıklamak, kimin ne zaman ne alacağını söylemek, denetim neden işlemediyse onun hesabını sormaktır.
Emre Tezmen’in tutuklanana kadar Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yönetim kurulunda ve denetim komitesinde olduğu yazıldı. İnsan bunu da soruyor. Denetleyen ile denetlenen aynı masadaysa, vatandaş niye güvensin?
Kimse “herkes masum” demiyor. Kimse “piyasa hiç risk taşımaz” demiyor.
Ama yüz binlerce kişiye, lisanslı görünen bir kapıdan girip sonra “likidite sorunu” denmesi başka bir şey. O kapıyı açan, açık tutan, geç kapatan yerlerin de sorumluluğu var.
Sorumluluk “ilgisiz kişilere işlem yapmayız” demekle bitmez. İlgili olanların hesabı kapanmadan da bitmez.
Köyde, kasabada, şehirde bu konuşulmaya devam edecek. Çünkü para ortada. Çünkü isimler ortada. Çünkü herkes görüyor.
Ertelerseniz konuşma bitmez, sadece öfke birikir. Zamana yayarsanız unutulmaz, sadece güven daha çok gider.
Yine de siz bilirsiniz.
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.