Bazen bir cümleyle başlar her şey.
Bazen de bir nehrin yavaş yavaş, usulca akmaya başladığı o ilk damlayla… Hayat da işte tam olarak böyledir.
Sonu denize dökülen, genişleyen, derinleşen, bazen coşkun bir sele dönüşen, bazen de usulca mırıldanan bir nehir gibidir.
Onu içerek bitiremezsin. Ne kadar içersen iç, susuzluğun diner gibi olur ama nehir tükenmez. Çünkü o, senin hikâyen değildir; sen onun içindesin.
Kirlenmişsen, yorulmuşsan, ruhun çamur içinde kalmışsa… Yüzerek yıkan. Kollarını aç, suya bırak kendini. Korkma. Nehir seni temizler.
Ama bunu yaparken de bil ki, suyun soğukluğu canını yakabilir.
Acıtır.
İşte tam o anda anlarsın ki, arınma bedelsiz olmaz. Gözyaşlarınla karışır nehrin suyu, kirin akar gider. Geriye tertemiz, ama hafiften titreyen bir ruh kalır.
Acıkmışsan?
Balık tut ve ye.
Hayat sana hazır sofralar sunmaz her zaman. Bazen oltanı, bazen ellerini, bazen de sabrını kullanman gerekir.
Nehrin içinden çıkan o gümüş pullu balığı yakalamak için saatlerce bekleyebilirsin. Ellerin üşür, sırtın ağrır, umudun tükenir gibi olur. Ama o balığı tuttuğun an, o ilk lokmayı ağzına attığın an… İşte o an hayatın en tatlı zaferidir.
Çünkü sen, nehrin sana verdiklerini kendi emeğinle hak etmişsindir.
Bir yere gideceksen kıyıya ulaş. Bırak akıntı seni sürüklemesin. Hedefin varsa, yönün belliyse, güçlü kulaçlar at. Kıyıya varmak kolay değildir.
Taşlara çarpabilirsin, dala takılabilirsin, su gözlerine dolabilir. Ama o kıyıya ayak bastığında, arkana dönüp baktığında göreceksin ki, bütün o mücadele seni daha güçlü, daha bilge yapmış.
Kıyıda durup nehrin akışını izlemek bile ayrı bir huzurdur.
Keyif süreceksen otur kenarında, çayını demle. Ateşi yak, suyu koy, demliği yerleştir.
Nehrin sesi eşliğinde yudumla hayatı. Hiçbir şey yapmadan, sadece var olarak. Rüzgârın saçlarını okşamasını, kuşların cıvıltısını, suyun taşlara vuruşunu hisset. Çünkü hayat sadece mücadele değildir.
Bazen de durup tadını çıkarmaktır.
Çayın buharı yüzüne vururken, o kısacık anda her şeyin güzel olduğunu hatırlarsın. Ama şunu hiç unutma.Yüzme bilmiyorsan sakın atlama. Nehir affetmez.
Seni kucaklar gibi görünür, sonra birden derinlere çeker. Boğulursun.
Hayat da böyledir. Bazen cesaret sandığın şey aslında hazırlıksızlıktır.
Bazen “yaşayacağım” derken, bilmediğin sulara dalarsın ve nefesin yetmez. O yüzden önce öğren. Yavaş yavaş. Kıyıda su sıçratarak, sonra biraz daha derine, adım adım. Yüzmeyi öğrenmek, hayata saygı duymaktır.
Çünkü nehir sadece aşacağın küçük bir engel de olabilir, boğulacağın devasa bir ölüm tuzağı da… Aynı su, aynı akıntı. Farkı yaratan sensin.
Bir kayaya çarpınca pes mi edeceksin?
Yoksa o kayayı tutunup kendine basamak mı yapacaksın?
Akıntı seni sürüklerken çırpınıp yorulacak mısın, yoksa ritmini bulup onunla birlikte mi yüzeceksin?Tercih senin.
Şu anda içinde yüzdüğün nehirde ne yapıyorsun?
Çırpınıyor musun?
Yoksa akışa teslim olup, “nasıl olsa denize ulaşır” mı diyorsun?
Yoksa kollarını açmış, güçlü kulaçlarla kıyıya mı ilerliyorsun?
Bu engeli aşarak yaşamaya devam mı edeceksin?
Yoksa engelin seni yutmasına, sonun olmasına mı izin vereceksin?
Ben inanıyorum ki, her nehir denize ulaşır.
Senin nehrin de ulaşacak. Belki yorgun, belki yaralı, belki de daha güçlü ve bilge olarak… Ama ulaşacak.
Önemli olan, o denize vardığında arkana bakıp “Bu yolculuğa değdi” diyebilmen.
Hayat bir nehirdir.
Sen de o nehrin içindeki en cesur yüzücüsün.
Şimdi derin bir nefes al.
Ve yüzmeye devam et. Deniz seni bekliyor.