Öyle görünüyor ki mevcut iktidar, uluslararası arenada kazandığı kabul ve manevra alanı sayesinde ülke içinde yeni bir dönemin işaret fişeklerini yakmaya hazırlanıyor.
Bu dönemin temel taşları, muhalefeti özellikle de ana muhalefet partisi CHP’yi zayıflatmak ve Kürt meselesini kendi şartlarıyla, kontrollü bir şekilde yönetmek üzerine kurulu gibi duruyor.
siyaset her an sürprizlere açık ama mevcut işaretler bu yönde.Öncelikli hamlelerden biri açıkça CHP’ye yönelik.
Başta Özgür Özel olmak üzere CHP’li siyasetçilerin dokunulmazlıklarını kaldırarak onları yeni bir yargı süreciyle tasfiye etmek, iktidarın en kritik adımlarından biri olacak gibi görünüyor.
Hatırlayalım, Haziran 2026’da Özgür Özel ve bazı CHP vekilleri hakkında dokunulmazlık dosyaları TBMM’ye gönderildi. Bu fezlekeler karma komisyona havale edildi.
Dosyalar “Cumhurbaşkanına hakaret”, tahrik gibi iddiaları içeriyor ve süreç işlerse Özgür Özel’in dokunulmazlığı kalkabilir, yargı yolu açılabilir.
Bunun yanı sıra Mayıs 2026’da çıkan mutlak butlan kararıyla CHP’nin 2023 kurultayı iptal edildi, Özel ve ekibi tedbiren görevden uzaklaştırıldı, eski yönetim (Kemal Kılıçdaroğlu dönemi) teoride geri çağrıldı.
Bu kriz hâlâ devam ediyor, partide iç çatışmalar derinleşiyor. İktidarın bu ortamı fırsat bilerek CHP’yi daha da bölmek, zayıflatmak ve etkisiz hale getirmek istediği açık.
Özgür Özel ve arkadaşları yeni bir parti kurma aşamasına geçmeden bu yargısal süreçle karşılaşırlarsa hiç de sürpriz olmayacaktır.
Kulislerde yeni parti konuşmaları (İstiklal Partisi gibi isimler bile dolaşıyor) zaten bir süredir var.
Özel’in ekibi CHP’den ayrılma veya mevcut bir partiyle birleşme seçeneklerini değerlendiriyor.
Ama iktidar muhtemelen bunu beklemeden hamle yapacak. Yargı süreciyle hem Özel’i hem de etrafındaki kadroyu baskı altına almak, partiyi daha da parçalamak hedefleniyor.
CHP içindeki Kılıçdaroğlu kanadıyla Özel kanadı arasındaki gerilim zaten bu tasfiyeyi kolaylaştırıyor.
Gerçek tehdit oluşturan figürleri ya tasfiye et, ya da etkisizleştir.
Bir diğer kritik alan ise Kürt meselesi ile ilgili devam eden süreç.
Burada da kapsamı genişletilmiş adı pişmanlık olmayan ama içerik olarak bir “pişmanlık yasası” dışında pek fazla emare görülmüyor.
Iktidar“Terörsüz Türkiye” veya “Barış ve Demokratik Toplum” diye çerçeveleyen yeni bir çözüm süreci yasa tasarısı konuşuyor.
AKP ve MHP kulislerinde Temmuz ayında Meclis’e sunulup ay sonuna kadar yasalaşabileceği belirtiliyor.
Silah bırakanların hukuki statüsü, soruşturmaların nasıl yürütüleceği gibi düzenlemeler bekleniyor.
Ama iş o kadar basit değil. DEM Parti ve Kürt siyasetçiler “Pişmanlık yok, onur var” diye net tavır koyuyor.
Eski pişmanlık yasası zihniyetine karşı güçlü tepki var,meydanlarda on binler “biz pişman değiliz” mesajı veriyor.
İktidarın bu hassasiyeti dikkate almadan eski modelle ilerlemesi süreci tıkayabilir.
Eğer yasa Temmuz sonu getirilirse tabii ki önemli bir adım olur.
Ama büyük ihtimalle yasa açıklanma durumu bile zayıf bir ihtimal bence. Daha gerçekçi senaryo yasa Ekim ayına veya sonrasına kalması.
Meclis tatile girmeden önce acele etmek yerine, süreci olgunlaştırmak ve karşı tarafın tepkilerini ölçmek istiyorlar gibi duruyor.
Ve asıl kritik nokta. CHP’ye yönelik hamleler ile yasa ile ilgili tartışmaları kendi yarattığı veya yaratacağı gündemlerle zamana yayarak çürümeye bırakacak diye düşünüyorum.
İktidarın klasik taktiği bu. Bir yandan dokunulmazlık dosyaları, yargı süreçleri, CHP’deki butlan krizi üzerinden muhalefeti meşgul ederken, diğer yandan ekonomi, dış politika veya başka iç gündemlerle (enflasyon, Suriye gelişmeleri vs.) dikkati dağıtacak.
Kürt yasası tartışmasını da bu şekilde zamana yaymak, muhalefetin ve kamuoyunun tepkisini törpülemek mümkün.
Böylece hem CHP zayıflatılacak hem de Kürt süreci iktidarın kontrolünde, acele edilmeden ilerletilecek.Bu stratejinin arka planında uluslararası kabulün büyük payı var.
Ekonomi alanında atılan adımlar, bölgesel dengelerde kazanılan pozisyonlar iktidara iç siyasette daha cesur hareket etme özgürlüğü tanıyor.
Muhalefeti “terörle ilişkilendirme” veya “yargı yoluyla tasfiye” hamleleri uluslararası camiada fazla ses getirmeyebilir eğer “istikrar” ve “barış süreci” söylemleriyle paketlenirse.
Tabii bütün bunlar ihtimal Siyaset öngörülemez,bir mahkeme kararı, bir miting veya beklenmedik bir gelişme her şeyi değiştirebilir.
CHP tarafı da boş durmuyor,sokak hareketleri, parti içi direnç ve yeni oluşum arayışları devam ediyor.
Kürt tarafında ise onur ve eşitlik vurgusu güçlü. İktidarın bu iki alanda da “kendi şartlarıyla” ilerleme isteği anlaşılır ama kalıcı çözüm için daha kapsayıcı, güvene dayalı adımlar şart gibi görünüyor.
Sonuç olarak, önümüzdeki aylar oldukça hareketli geçecek.
CHP’deki tasfiye girişimleri hızlanırsa muhalefet daha da parçalanabilir.
Kürt sürecinde ise yasa Temmuz’da çıkmazsa Ekim’e sarkması ve tartışmaların uzatılması muhtemel.
İktidarın gündem yaratma ve zamana yayma taktiği başarılı olursa, istediği “yeni dönem”i kendi lehine şekillendirebilir.
Ama toplumun ve muhalefetin tepkisi, bu planların ne kadar ilerleyeceğini belirleyecek asıl faktör olacak.