Nurullah ERKUN
Köşe Yazarı
Nurullah ERKUN
 

SESSİZ KALMANIN AHLAKİ BİR TERCİHE DÖNÜŞMESİ

    Merhaba değerli Batman Olay Gazetesi okuyucuları; Bir toplum yalnızca yanlışların yapılmasıyla çürümez. Asıl çürüme, yanlışlar karşısında sessiz kalındığında başlar. Bugün içinde yaşadığımız sosyal çürümenin en belirgin göstergelerinden biri, sessizliğin artık bir zorunluluk değil, bilinçli bir ahlaki tercihe dönüşmüş olmasıdır. İnsanlar susmuyor çünkü konuşamıyorlar; susuyorlar çünkü konuşmanın bedelini ödemek istemiyorlar. Sessizlik çoğu zaman tarafsızlık olarak sunulur. Oysa ahlaki bağlamda sessizlik, çoğu durumda tarafsızlık değil, mevcut haksızlığın zımni onayıdır. Bir yanlış yapılırken susan kişi, o yanlışın doğrudan faili olmasa da dolaylı ortağı haline gelir. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı tam da burada anlam kazanır: Kötülük çoğu zaman bağırarak değil, susarak yayılır. Bugün bireylerin sessizliğini yalnızca korkuyla açıklamak eksik kalır. Elbette işini kaybetme, dışlanma, hedef gösterilme korkusu gerçektir. Ancak bunun yanında giderek güçlenen bir başka olgu vardır: konfor alanı ahlakı. İnsanlar düzenlerinin bozulmaması için adaletsizliği görmezden gelmeyi tercih ediyor. Sessizlik artık “başımı derde sokmayayım” refleksinden çıkmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına dönüşmüştür. Sessizlik bulaşıcıdır. Bir kişi sustuğunda diğeri de susar; zamanla bu durum kolektif bir davranış biçimi halini alır. Böyle toplumlarda haksızlık normalleşir, liyakat yerini sadakate bırakır, hak aramak ayıplanır ve güç, haklı olmanın önüne geçer. Bu noktada sosyal çürüme yalnızca kurumları değil, vicdanları da aşındırır. Modern toplumlarda ahlak, kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp bireysel bir tercih alanına hapsedilmiştir. “Ben iyi bir insanım, kimseye kötülük yapmıyorum” demek yeterli görülür. Oysa ahlak sadece kötülük yapmamak değil, kötülüğe karşı durabilme cesaretidir. Sessiz kalan birey, kendi ahlakını kurtardığını sanırken, toplumsal ahlakın çöküşüne katkı sunar. Unutulmamalıdır ki güç, en çok sessizlikten beslenir. Eleştirinin olmadığı yerde hesap verme ihtiyacı da ortadan kalkar. Böylece sessiz kalan her birey, istemeden de olsa gücün keyfiliğini meşrulaştırır. Bu durum yalnızca siyasette değil; iş yerlerinde, akademide, medyada ve hatta aile içinde dahi kendini gösterir. Bugün konuşmanın bedeli ağır gibi görünse de, susmanın bedeli çok daha yıkıcıdır. Susarak korunulan düzen, eninde sonunda herkesi öğüten bir mekanizmaya dönüşür. Tarih, susanların değil; konuşanların haklı çıktığını defalarca göstermiştir. Bir toplumun yeniden ayağa kalkabilmesi için yüksek seslere değil, ahlaki cesarete ihtiyacı vardır. Herkesin kahraman olması gerekmez; ancak herkesin en azından susmamayı tercih etmesi gerekir. Çünkü sessizlik artık masum değildir. Sessizlik, bu çağda açık bir ahlaki tercihtir ve ne yazık ki çoğu zaman yanlışın yanındadır. Saygılarımla…  
Ekleme Tarihi: 13 Ocak 2026 -Salı
Nurullah ERKUN

SESSİZ KALMANIN AHLAKİ BİR TERCİHE DÖNÜŞMESİ

 

 

Merhaba değerli Batman Olay Gazetesi okuyucuları;
Bir toplum yalnızca yanlışların yapılmasıyla çürümez. Asıl çürüme, yanlışlar karşısında sessiz kalındığında başlar. Bugün içinde yaşadığımız sosyal çürümenin en belirgin göstergelerinden biri, sessizliğin artık bir zorunluluk değil, bilinçli bir ahlaki tercihe dönüşmüş olmasıdır. İnsanlar susmuyor çünkü konuşamıyorlar; susuyorlar çünkü konuşmanın bedelini ödemek istemiyorlar.

Sessizlik çoğu zaman tarafsızlık olarak sunulur. Oysa ahlaki bağlamda sessizlik, çoğu durumda tarafsızlık değil, mevcut haksızlığın zımni onayıdır. Bir yanlış yapılırken susan kişi, o yanlışın doğrudan faili olmasa da dolaylı ortağı haline gelir. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı tam da burada anlam kazanır: Kötülük çoğu zaman bağırarak değil, susarak yayılır.

Bugün bireylerin sessizliğini yalnızca korkuyla açıklamak eksik kalır. Elbette işini kaybetme, dışlanma, hedef gösterilme korkusu gerçektir. Ancak bunun yanında giderek güçlenen bir başka olgu vardır: konfor alanı ahlakı. İnsanlar düzenlerinin bozulmaması için adaletsizliği görmezden gelmeyi tercih ediyor. Sessizlik artık “başımı derde sokmayayım” refleksinden çıkmış, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına dönüşmüştür.

Sessizlik bulaşıcıdır. Bir kişi sustuğunda diğeri de susar; zamanla bu durum kolektif bir davranış biçimi halini alır. Böyle toplumlarda haksızlık normalleşir, liyakat yerini sadakate bırakır, hak aramak ayıplanır ve güç, haklı olmanın önüne geçer. Bu noktada sosyal çürüme yalnızca kurumları değil, vicdanları da aşındırır.

Modern toplumlarda ahlak, kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp bireysel bir tercih alanına hapsedilmiştir. “Ben iyi bir insanım, kimseye kötülük yapmıyorum” demek yeterli görülür. Oysa ahlak sadece kötülük yapmamak değil, kötülüğe karşı durabilme cesaretidir. Sessiz kalan birey, kendi ahlakını kurtardığını sanırken, toplumsal ahlakın çöküşüne katkı sunar.

Unutulmamalıdır ki güç, en çok sessizlikten beslenir. Eleştirinin olmadığı yerde hesap verme ihtiyacı da ortadan kalkar. Böylece sessiz kalan her birey, istemeden de olsa gücün keyfiliğini meşrulaştırır. Bu durum yalnızca siyasette değil; iş yerlerinde, akademide, medyada ve hatta aile içinde dahi kendini gösterir.

Bugün konuşmanın bedeli ağır gibi görünse de, susmanın bedeli çok daha yıkıcıdır. Susarak korunulan düzen, eninde sonunda herkesi öğüten bir mekanizmaya dönüşür. Tarih, susanların değil; konuşanların haklı çıktığını defalarca göstermiştir.

Bir toplumun yeniden ayağa kalkabilmesi için yüksek seslere değil, ahlaki cesarete ihtiyacı vardır. Herkesin kahraman olması gerekmez; ancak herkesin en azından susmamayı tercih etmesi gerekir. Çünkü sessizlik artık masum değildir. Sessizlik, bu çağda açık bir ahlaki tercihtir ve ne yazık ki çoğu zaman yanlışın yanındadır.

Saygılarımla…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batmanolaygazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.