Merhaba değerli Batman Olay Gazetesi okurları;
Bugünkü yazımda hepimizin farkında olduğu ancak çoğu zaman dile getirmekten kaçındığı bir mesele üzerine konuşmak istiyorum: Eğitimli ama duyarsız insan profili. Elbette bu satırlar yalnızca teorik bir değerlendirmeden ibaret değil; aksine sokakta, kurumlarda ve günlük hayatın tam içinde yapılan dikkatli gözlemlerin bir yansımasıdır. Okurken düşündüren bir yaklaşım içinde ele aldığımı düşünüyorum.
Günümüz toplumunda sıkça karşılaştığımız bir çelişki var: Diploma sayısı artıyor, unvanlar çoğalıyor; ancak empati, vicdan ve toplumsal sorumluluk aynı hızla yükselmiyor. Hatta bazı durumlarda tam tersine, eğitim arttıkça duyarsızlığın da derinleştiğine tanıklık ediyoruz.
“Eğitimli” sıfatı artık yalnızca akademik bilgiye işaret ediyor. Oysa gerçek eğitim, bireyin yalnızca zihnini değil, vicdanını da inşa etmeyi gerektirir. Bugün karşımızda; kitap okuyan, yabancı dil bilen, akademik olarak eğitimi iyi düzeyde olan ama haksızlık karşısında susan, adaletsizliği görmezden gelen, başkasının acısını “kendini ilgilendirmiyor” diyerek geçiştiren bir insan profili duruyor.
Bu bireyler çoğu zaman sistemin açıklarını iyi bilir; fakat bu bilgiyi düzeltmek için değil, kendine alan açmak için kullanır. Sosyal medyada adalet paylaşımları yapar, ancak gerçek hayatta haksızlığa uğrayan birinin yanında durmaz. Toplumsal meselelerde fikir beyan eder, ama somut bir adım atması gereken yerde sessizleşir.
Eğitim, eğer yalnızca kariyer basamaklarını tırmanmak için bir araç haline gelmişse; insanı daha bilinçli değil, daha hesapçı yapar. Bu noktada bilgi, ahlakla birleşmediğinde tehlikeli bir güce dönüşür. Çünkü duyarsız bir cahil, sınırlı zarar verirken; duyarsız bir eğitimli, çok daha büyük adaletsizliklerin parçası olabilir.
Asıl soru şudur: Biz ne yetiştiriyoruz? Sorgulayan, vicdan sahibi bireyler mi; yoksa yalnızca “kendini kurtaran” insanlar mı? Eğitim sistemi, bireye sadece “nasıl başarılı olunur”u öğretip “nasıl insan olunur”u ihmal ediyorsa ortaya çıkan tablo şaşırtıcı değildir.
Toplumlar, en çok da eğitimli insanların sessizliğinden zarar görür. Çünkü onların suskunluğu cehaletten değil; bilinçli bir tercihten beslenir. Ve bu sessizlik haksızlığı normalleştirir.
Belki de yeniden sormamız gereken şudur:
Diploma mı yetiştiriyoruz, insan mı?