Nurullah ERKUN
Köşe Yazarı
Nurullah ERKUN
 

AİLEYİ KORUMAK, ŞEHRİ KORUMAKTIR

  Merhaba, ben Nurullah Erkun. Bundan sonra Batman Olay Gazetesi’nde yerel siyaset ve yönetim, yerel yönetim, spor yönetimi, eğitim, sosyoloji, toplumsal gelişim ve şehir kültürü gibi konular üzerine  araştırmalar yapıp ara ara siz değerli okuyucularımızla buluşacağız.   Son günlerde Batman’da art arda yaşanan silahlı kavgalar, yalnızca bireysel suç vakaları değil; kentin sosyal dokusunda yaşanan derin kırılmaların açık göstergeleridir. Bir anlık öfke, çözülememiş çatışmalar veya sağlıksız sosyal ilişkiler, özellikle gençleri şiddete sürüklemekte ve toplumun geleceğini tehdit eden bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Her kaybedilen can, geride gözyaşı döken aileler ve yarım kalan hikâyeler bırakmaktadır. Sosyolojik açıdan bakıldığında suç davranışının temelinde çoğu zaman zayıflayan aile ilişkileri ve çözülmüş sosyal bağlar yer alır. Travis Hirschi’nin “Sosyal Bağ Teorisi”, bireyin aile, okul ve toplumla kurduğu bağların zayıflamasıyla suç davranışına yönelme ihtimalinin arttığını savunur. Batman’daki son olaylar da bu teorinin yerel düzeyde somut bir yansıması niteliğindedir. Zayıflayan aile içi iletişim, artan öfke kontrol sorunları ve toplumsal dayanışmanın zedelenmesi gençleri riskli alanlara yöneltmektedir. Bu durumu sadece aile bağlarındaki zayıflıkla açıklamak da yeterli değildir. Emile Durkheim’in “Anomi Kuramı” şehirleşme, ekonomik stres ve toplumsal baskının arttığı dönemlerde bireyin normlardan uzaklaşabileceğini vurgular. Batman’ın hızla büyüyen kent yapısı, gençler için hem fırsatlar hem riskler üretmektedir. Gençlerin sağlıklı sosyal alanlardan uzak kalması, boş zamanların denetimsiz çevrelerde geçirilmesi ve sosyal izolasyon, silahlı şiddeti tetikleyen temel unsurlar arasındadır. Medyanın ve dijital platformların bu süreçte oynadığı rol ise giderek daha görünür hale gelmektedir. Son yıllarda şiddetin, yasa dışı güç gösterilerinin ve mafyatik figürlerin televizyon dizileri ve sosyal medya içerikleriyle meşrulaştırılması, özellikle genç kitlelerde şiddeti bir çözüm şekli olarak normalleştirmektedir. Reels videoları ve kısa içerik formatları, çeteleşmeyi ve silahlanmayı “çekici” bir görsellikle sunarken; bu durum gençlerin davranış kalıplarını, rol model algılarını ve aidiyet duygularını olumsuz etkilemektedir. Böylece otoriteye meydan okumak “cesaret”, şiddet ise “güç” olarak kodlanmaktadır.  (Dergi Park’tan kısmen alıntıdır) Toplumsal çürümenin yalnızca kültürel etkilerle ortaya çıktığını söylemek yanıltıcı olacaktır. Kurumsal zafiyet, denetim eksikliği, eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik ve yoksulluk gibi yapısal sorunlar, özellikle gençleri yasa dışı yapılara karşı savunmasız bırakmaktadır. Ne yazık ki sosyal destek mekanizmalarının işlevsizleşmesi veya yalnızca kâğıt üzerinde kalması, mafyatik yapıların kendisini bir alternatif otorite gibi sunmasına zemin hazırlamaktadır. Sosyal medya da bu algıyı pekiştirmekte, güç ve otoriteyi yasa dışı yollarla elde etmenin normalleşmesine katkı sunmaktadır. Bu tablo karşısında yalnızca operasyonel tedbirlerin artırılması yeterli değildir. Etkili bir kamu güvenliği anlayışı, cezalandırıcı politikaların yanında önleyici polislik uygulamalarını, mahalle bazlı risk analizlerini, gençlerle etkileşime açık sosyal polislik modellerini ve emniyet–okul–aile iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Aynı zamanda kültürel rehabilitasyon programları, eleştirel medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması ve yerel yönetimlerin sahaya dönük sosyal çalışmalarının güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının ortak çabaları, bu sürecin kritik bir ayağını oluşturur. Aile danışmanlığı merkezlerinin güçlendirilmesi, gençlere alternatif spor ve sanat alanları sunulması, risk altındaki bireyleri kapsayan rehabilitasyon projeleri ve toplumsal dayanışma ağları, bilimsel olarak suç oranlarını azaltan uygulamalar arasında yer almaktadır. Batman’da bu yapıların güçlendirilmesi, hem güvenlik algısını artıracak hem de şiddetin kök sebeplerini ortadan kaldıracaktır. Batman; güçlü aile bağları, dayanışma kültürü ve derin toplumsal hafızasıyla bu krizi aşabilecek potansiyele sahip bir şehirdir. Bu kültürel zemin doğru şekilde değerlendirildiğinde, her annenin çocuğunu sabah güvenle gönderip akşam huzurla karşılayabildiği bir şehir mümkündür. Bunun için hem akademik temelli hem saha odaklı politikaların hayata geçirilmesine hem de toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesine ihtiyaç vardır. Unutmayalım: Bir şehrin huzuru, ailelerin huzuruyla başlar. Aileyi güçlendirmek, Batman’ın geleceğini güçlendirmektir.    
Ekleme Tarihi: 27 Kasım 2025 -Perşembe
Nurullah ERKUN

AİLEYİ KORUMAK, ŞEHRİ KORUMAKTIR

 

Merhaba, ben Nurullah Erkun. Bundan sonra Batman Olay Gazetesi’nde yerel siyaset ve yönetim, yerel yönetim, spor yönetimi, eğitim, sosyoloji, toplumsal gelişim ve şehir kültürü gibi konular üzerine  araştırmalar yapıp ara ara siz değerli okuyucularımızla buluşacağız.

 

Son günlerde Batman’da art arda yaşanan silahlı kavgalar, yalnızca bireysel suç vakaları değil; kentin sosyal dokusunda yaşanan derin kırılmaların açık göstergeleridir. Bir anlık öfke, çözülememiş çatışmalar veya sağlıksız sosyal ilişkiler, özellikle gençleri şiddete sürüklemekte ve toplumun geleceğini tehdit eden bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Her kaybedilen can, geride gözyaşı döken aileler ve yarım kalan hikâyeler bırakmaktadır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında suç davranışının temelinde çoğu zaman zayıflayan aile ilişkileri ve çözülmüş sosyal bağlar yer alır. Travis Hirschi’nin “Sosyal Bağ Teorisi”, bireyin aile, okul ve toplumla kurduğu bağların zayıflamasıyla suç davranışına yönelme ihtimalinin arttığını savunur. Batman’daki son olaylar da bu teorinin yerel düzeyde somut bir yansıması niteliğindedir. Zayıflayan aile içi iletişim, artan öfke kontrol sorunları ve toplumsal dayanışmanın zedelenmesi gençleri riskli alanlara yöneltmektedir.

Bu durumu sadece aile bağlarındaki zayıflıkla açıklamak da yeterli değildir. Emile Durkheim’in “Anomi Kuramı” şehirleşme, ekonomik stres ve toplumsal baskının arttığı dönemlerde bireyin normlardan uzaklaşabileceğini vurgular. Batman’ın hızla büyüyen kent yapısı, gençler için hem fırsatlar hem riskler üretmektedir. Gençlerin sağlıklı sosyal alanlardan uzak kalması, boş zamanların denetimsiz çevrelerde geçirilmesi ve sosyal izolasyon, silahlı şiddeti tetikleyen temel unsurlar arasındadır.

Medyanın ve dijital platformların bu süreçte oynadığı rol ise giderek daha görünür hale gelmektedir. Son yıllarda şiddetin, yasa dışı güç gösterilerinin ve mafyatik figürlerin televizyon dizileri ve sosyal medya içerikleriyle meşrulaştırılması, özellikle genç kitlelerde şiddeti bir çözüm şekli olarak normalleştirmektedir. Reels videoları ve kısa içerik formatları, çeteleşmeyi ve silahlanmayı “çekici” bir görsellikle sunarken; bu durum gençlerin davranış kalıplarını, rol model algılarını ve aidiyet duygularını olumsuz etkilemektedir. Böylece otoriteye meydan okumak “cesaret”, şiddet ise “güç” olarak kodlanmaktadır.  (Dergi Park’tan kısmen alıntıdır)

Toplumsal çürümenin yalnızca kültürel etkilerle ortaya çıktığını söylemek yanıltıcı olacaktır. Kurumsal zafiyet, denetim eksikliği, eğitimde fırsat eşitsizliği, işsizlik ve yoksulluk gibi yapısal sorunlar, özellikle gençleri yasa dışı yapılara karşı savunmasız bırakmaktadır. Ne yazık ki sosyal destek mekanizmalarının işlevsizleşmesi veya yalnızca kâğıt üzerinde kalması, mafyatik yapıların kendisini bir alternatif otorite gibi sunmasına zemin hazırlamaktadır. Sosyal medya da bu algıyı pekiştirmekte, güç ve otoriteyi yasa dışı yollarla elde etmenin normalleşmesine katkı sunmaktadır.

Bu tablo karşısında yalnızca operasyonel tedbirlerin artırılması yeterli değildir. Etkili bir kamu güvenliği anlayışı, cezalandırıcı politikaların yanında önleyici polislik uygulamalarını, mahalle bazlı risk analizlerini, gençlerle etkileşime açık sosyal polislik modellerini ve emniyet–okul–aile iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Aynı zamanda kültürel rehabilitasyon programları, eleştirel medya okuryazarlığının yaygınlaştırılması ve yerel yönetimlerin sahaya dönük sosyal çalışmalarının güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının ortak çabaları, bu sürecin kritik bir ayağını oluşturur. Aile danışmanlığı merkezlerinin güçlendirilmesi, gençlere alternatif spor ve sanat alanları sunulması, risk altındaki bireyleri kapsayan rehabilitasyon projeleri ve toplumsal dayanışma ağları, bilimsel olarak suç oranlarını azaltan uygulamalar arasında yer almaktadır. Batman’da bu yapıların güçlendirilmesi, hem güvenlik algısını artıracak hem de şiddetin kök sebeplerini ortadan kaldıracaktır.

Batman; güçlü aile bağları, dayanışma kültürü ve derin toplumsal hafızasıyla bu krizi aşabilecek potansiyele sahip bir şehirdir. Bu kültürel zemin doğru şekilde değerlendirildiğinde, her annenin çocuğunu sabah güvenle gönderip akşam huzurla karşılayabildiği bir şehir mümkündür. Bunun için hem akademik temelli hem saha odaklı politikaların hayata geçirilmesine hem de toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesine ihtiyaç vardır.

Unutmayalım: Bir şehrin huzuru, ailelerin huzuruyla başlar. Aileyi güçlendirmek, Batman’ın geleceğini güçlendirmektir.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve batmanolaygazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.